Nergiz Karakuş

Nergiz Karakuş

DÜNYADA KAÇ DİL VARDIR?

İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını iletmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşmaya dil denir. Bilindiği gibi insan  anne karnındayken algıladığı ve doğduğunda çevresinde konuşulan dillin/dillerin ses melodilerinden ve ses tonlarından zihnine kayıtlar yaparak ileriki yaşlarda bunları kullanmaya başlar. Bebekler doğdukları anda bir çok dilli öğrenme kapasitesine sahiplerdir. Biyolojik olarak dil öğrenme ve öğrendiği dilli kullanma becerisi ile dünyaya gelirler. Tüm dünya çocuklarındaki dil gelişimi biyolojik olarak aynıdır. Yani doğuştan dil öğrenme yeteneği hepsinde mevcuttur.  Bu mevcut olan yeteneği geliştirebilmeleri için bizlerin desteğine ihtiyaçları vardır. Bu gelişime destek vermek için onlarla çok konuşmalıyız. Konuşarak iletişim kurmak biz insanları diğer canlılardan ayıran özelliklerimizden biridir.  Çocukların bulundukları ortamlar, ailenin sosyo-ekonomik durumu, eğitim düzeyi ve kültürü ayrıca da çocuğun oynadığı oyunlar dil gelişimini etkiler. Çocuk çevresinden duydukları sayesinde anadilini daha hızla öğrenir.

İşitme sorunu olmayan ve normal gelişim seyreden   çocukların dil gelişiminin yaşına uygun olmamasının nedenleri; ciddi fiziksel hastalıklar, duygusal faktörler ve ya evdeki koşullar olabilir.  Dil gelişimi kapsamında çocuğun yaş grubuna göre dil gelişim evreleri vardır. Çocuğunuzun dil gelişiminin yaşına uygun olup olmadığını bu şemaları yardımı ile değerlendirebilirsiniz. Bebekler iletişimi bizlerle vücut diliyle de sağlarlar, ihtiyaçlarını, isteklerini ağlayarak ve memnuniyetlerini de gülerek ifade ederler. Sekizinci aya kadar bir cok dilli öğrenmelerini sağlayan alıcıları aşırı derecede açıktır ve nöronlar bu aya kadar hızlı gelişir ve yapılanır. Sekizinci aydan sonra tüm dil öğrenmeyi sağlayan beyindeki nöronları  bir dolaba benzetirsek tüm çekmeceleri kapatırlar.

Bu döneme kadar duydukları tüm diller ve dil tonlarını beyine kaydedilmiştir. İleriki yaşlarında o dilleri kullanmaya başladıklarında daha hızlı ve kurallara uygun bir şekilde öğrenirler. 1 ve 3 Yaş aralığında ikinci bir dili çok çabuk öğrenirler. 3-4 yaş Dil gelişimi açısından önemlidir. Konuşma bozukluklarının çoğu bu yaşlarda başlar. Sözcükleri doğru seslendirememe ve kekemelik bu yaşlarda baş gösterir. Bu nedenle bu yaş dönemleri ebevyenler tarafınan çok iyi değerlendirilmelidir. Çocukların dil gelişimlerini sağlıklı bir şekilde tamamlayıp, ikinci bir dili daha çabuk öğrenmelerine zemin hazırlanmalıdır.

İKİ DİLLİ (BILINGUAL) EĞİTİMİN KÜÇÜK YAŞLARDA DESTEKLENMESİNİN ÖNEMİ.

Okul öncesinde çocuğun 2 yaşından itibaren iki dilli/ Bilingual yetiştirilmesinin büyük avantajları vardır. İki dilli, hatta çok dilli büyüyen çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar göstermektedir ki, çok dilli yetişmek çocukların hem zihinsel, hem sosyal, hem de kişilik gelişiminde önemli rol oynamaktadır. 0- 6 yaş arasında, çocukların beyninde pek çok nöron gelişir ve yapılanır. İki dilli yetişen çocuklarda çok daha gelişmiş nöron bağlantılarının oluştuğu görülmektedir. Küçük yaşlarda dildeki sesleri çıkarmak için gerekli ‚gırtlak, dil, ağız oluşumu‘ henüz çok esnektir. Bu sebeple çocuklar dillerin aksanlarını küçük yaşlarda daha kolay ve daha doğru öğrenirler.  Küçük yaşta çocukların beyinleri çok hızlı gelişir bu sayede öğrenilen kelimeleri görsel ve duygusal çağrışımlar ve taşıdıkları anlamlar bakımından zengin bir biçimde kullanabilirler. Bu nedenden dolayı çocukların iki dilli yetişmesi, gelişmesini engelleyici değil, pekiştiricidir. Ayrıca da ileride ki yaşamları içinde iki dil ya da çok dilli yetişmeleri önemlidir. Bu durum hem akademik gelişimlerinde hem de küreselleşen dünyamızda ileriki iş yasamlarında fırsatlar sağlar. Bilindiği gibi artık birçok işverenler iki yada daha fazla dil becerisine sahip insanları işe almaktadır. Küreselleşen dünyada yetişmek çok büyük bir zenginliktir. ‚Bir dil bir insan, iki dil iki insandir‘ sözü de bu tezleri doğrulamaktadır. Dünyanın yarıdan fazlası iki dille konuşmaktadır. Çocuklar bir çok dilli paralel öğrenme yeteneğine sahiptirler.

En önemlisi onlar için dilli öğrenecekleri ortamı sağlamaktır.  Çocukların ikinci dilli yada birçok dilli akıcı, aksansız, doğru telaffuz etmeyi öğrenmeleri için ailelerin yedi yaş öncesi dönemi iyi değerlendirmelidirler. Çünkü çocuklar bu dönemde ikinci dilli anadilini tercüme ederek değil direk öğrenirler. Anadilini iyi kullanamayan çocukların, ikinci bir dilli öğrenirken zorlandıkları görülmektedir. Anadilini iyi öğrenen bir çocuk ikinci dilli daha çabuk ve daha düzgün öğrenir. Çocuğunuzla duygu dilliyle konuşmalı ve kaliteli vakit geçirmeye özen göstermelisiniz. İki dilli mümkün olduğunca karışık kullanmayın, karışık kullanırsanız çocuklar hangi dillin hangi dille ait olduğunu bilemeyecektir. İki dilli farkında olmadan karışık bir tarzda bir dilmiş gibi kullanacaktır. Günümüzde çok kültürlü evliliklerden olan çocuklardabu durum yaşanmaktadır. Anne ya da baba iki farklı dille sahip olabilirler, bu ebevyenler çocuklarına kendi dillerini problemsiz ve doğru bir şekilde öğretmek istiyorlarsa.

Anne sadece kendi dillini, baba da tıpkı anne gibi sadece kendi dillini çocukla konuşarak iki dillide aynı anda akıcı, aksansız ve telaffuzu düzgün bir şekilde öğretebilirler.

Örneğin anne alman, baba türk ise anne çocukla sadece almanca konuşmalı, baba ise sadece türkçe konusmalıdır ki iki dillin karışımından ayrı bir dil doğmasın.

İki yada bir çok dilli büyüyen çocukların daha yaratıcı oldukları bilinmektedir. İki dilli büyümenin avantajlarından biride, iki dilli büyüyen bireyler Demenz(Alzheimer) ya yakanma riskini 3-4 yıl ötelemiş olurlar. Bu durumun sebebi ise ikinci dil kullanıldığında beyine ikinci dil geçişi için sinyal gönderilir bu sinyal gönderme ve iki dili değiştirip çevirerek kullanma  beyin jimnastiği sayılır bu durumda Demenze yakalanma riskini azaltır.

Dünya da kaç dil vardır?.. 

Dünya da ortalama 6,500 ile 7000 dil bulunmaktadır. Bir çok topluluk tarih boyunca dilleriyle birlikte yok oldular. Yaklaşik iki haftada bir dünya üzerinde bir dil yok olmaktadır. UNESCO, her yıl 10 dillin öldüğünü bildirmektedir. Bu durumda yaşadığı sanılan 6.000 dillin bir kısmının 100 yıl içinde öleceği ve bu ölümlerin sonucunda geriye İngilizce, Almanca,  Fransizca, İspanyolca, Çince, Malayca, Endonuzyaca gibi 6-7 dilin kalacağı tahmin edilmektedir. Bu hesapların içinde unutmayalim ki asimilasiyonlarda büyük rol oynamaktadır. Egemen güçler diğer halkların üzerinde baskı kurarak kendi dillerini kabullendirmeye ve yaşatmaya zorlarlar. Başka halkları yok sayarak kendilerine halk yaratarak var olan halkın dillerini onlara unuturarak dilde asimilasyon gerçekleştirirler.

Sizlerde dillerinizin yok olmasını istemiyorsanız, çocuklarınızla evde anadilinizi konuşarak, ikinci dilli öğrenme imkanı sağlayarak, erken yaşta çocuk yuvalarına ve de anaokulara göndererek yaşadıkları yerde okul eğitimlerinde yaşıtlarından geri kalmamalarnı ve ders konularını anlamaları  için gereken desteği çocuklarınıza sağlayarak hem  dilinizi yaşatıp hem de çocuğunuzun gelişimine katkı sağlayabilirsiniz. Yaşadığımız ülkenin dillini öğrenip, öğretmek o toplumla iyi ilişkiler kurmamızı sağlar ayrıca kendi haklarımızı ve sorunlarımızı ifade edebilmemiz için öğrenmeli ,çocuklarımızın öğrenmelerini de desteklemeliyiz.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz