Hüseyin KÜPELİ

Hüseyin KÜPELİ

ADİL AKŞAMOĞLU

Zenginlik, her ne kadar, günümüzde insanların parasıyla ölçülüyorsa da, bunun doğru bir ölçü birimi olmadığını hepimiz biliriz aslında. Çünkü siz, ruhen zenginseniz de, büyük bir servete sahipsiniz. Ya da, bu dünya da yaptığımız manevi işler bir miras olarak kabul ediliyorsa eğer, dünyanın en zengin kişisinin Amazon sitesinin sahibi Jeff Bezos olduğu tezi çürüyor kendiliğinden…

İşte böyle bir isimden bahsedeceğim bugün…

Adil Akşamoğlu’ndan…

Epeydir, rahatsız olduğu haberlerini duyuyor ve üzülüyordum.

Dün, telefonuma gelen bir mesajla, vefat haberini öğrendim.

Mesleğim gereği, yıllardır röportaj yaparım. Bende, derin iz bırakan az sayıda isimden birisidir kendisi… Öyle ki, vefatını duyduğumda, bu satırlar döküldü hemen klavyemden…

Gaziantep İnşaat Müteahhitleri Derneği’nin yayın organı olan, benim de Editöryal İçerik Yönetimini üstlendiğim Müteahhit Dergisi için Adil Akşamoğlu ile Duayen röportajı yapmam istendiğinde, doğrusu O’nun hakkında hiçbir bilgiye sahip değildim. Biraz araştırma yaptıktan sonra, telefonla kendisine ulaştım. Sonra da, Rasaf yolu üzerindeki ofisinde randevulaşmıştık. Ofis dediğim, öyle devasa bir satış ofisi değil, caddenin bir arkasında, apartman dairesinde, projelerini, çizimlerini yapabileceği, misafirlerini ağırlayabileceği küçük bir mekan… 2014 yılı Nisan ayı idi… O zaman 75 yaşındaydı… Yaşça, benden çok büyüktü ama randevumuzdan hemen önce gidip, dondurma alarak ikramda bulunması, O’nun misafirine karşı olan nezaketini gösteriyordu.

O konuştukça, ben dinledikçe hayran olmuştum kendisine… Üniversitede İnşaat Mühendisliği’ni okumuş ama mimarlık içinde ukde kalınca, çizimlerini de kendi yapmaya başlamış. Diyarbakır DSİ’de Recai Kutan ve Fehim Adak gibi isimlerle çalışma imkanı bulmuş. Hancağız, Kapcağız, Seve, Karkamış, Kemrin gibi barajların planlamalarına ciddi katkılar sunmuş.

Adil Akşamoğlu’nun benim hafızamda iz bırakan en önemli cümlesi, servetiyle ilgili olan kısmıydı… 50 yılı aşkın süredir müteahhitlik ve mühendislik yapan birisi için çok iyi paralar kazandığını düşünebilirsiniz ama Adil bey için böyle bir durum geçerli değildi. Adil bey, meslek yaşamının büyük bölümünü, camii projelerine ayırmış. Gaziantep’te gördüğünüz sayısız camilerde O’nun imzası yer almış. Cahit Nakıboğlu Camisi, Adil Konukoğlu Camisi, Eruslu Camisi, Yeşilkent Mezarlığı’ndaki Kaplan ailesinin yaptırdığı Camii sadece bir-kaçı…

Cami yaptırmak isteyen hayırseverler hep Adil Akşamoğlu’nu bulmuş. Sonuçta bir hayır işi olduğu için Adil bey de hiç kimseyle para mevzusunu konuşmazmış. Parayı verenden almış, vermeyenden istememiş.

O’nun bu özelliğini çok iyi bilen, Mehmet Bozgeyik Saadet Partisi’nden Belediye Başkanı seçildiğinde, kendisine bir oda tahsis ederek “bizim cami işlerimizi sen yap” teklifinde bulunmuş. O da kabul etmiş ve yıllarca, Şehitkamil bölgesindeki camilerin yapımında, hayırseverler ile belediye arasında köprü olmuş.

Gelelim, Adil beyin servetine… Röportajı sırasında, gözlerimin içine bakarak “Para, pul, servet sahibi olmadım ama dünyada benden rahat insan da yok. Maddi yönden elde olana razı olursanız, manevi yönden dünyanın en zengin insanı siz olursunuz. Manevi yönden dünyanın en zengin insanı benim” dediğinde, verecek cevap bile bulamamış, Adil beyin ağzından çıkan sözleri, bir daha hiç unutmamak üzere, hafızama çoktan kazımıştım.

“Ben böyle mutluyum” dediğinde çok samimiydi ve gözlerinin içi gülüyordu.

Böyle bir insandı Adil Akşamoğlu… Gaziantep’in Mimar Sinanı’ydı…

Hani derler ya “Servetinizi öbür dünyaya götüremezsiniz” diye… Yalan, inanmayın!..

Adil Akşamoğlu, hak dünyasına giderken, beraberinde kocaman bir servet ile birlikte gitmeyi başardı.

Haberiniz olsun…

Tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum...

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz