Cihat ÖZTÜRK

Cihat ÖZTÜRK

ERKEKLER KADINLAR GÜNÜNDE NEDEN MESAJ YAYINLAR?

Kadınlar her yıl olduğu gibi bu yıl da meydanlara inerek erkek şiddetini protesto etti.

Böyle girdik 8 Mart’a. 

Her yıl da böyle giriyoruz. 

Erkek şiddeti artarak, katlanarak yıllara devrediyor!

Kadınlar ise mücadelelerinden vazgeçmiyor, isyanlarını kendilerine ait özgünlükleriyle meydanlarda dile getiriyor 

Bugün Tahrir Meydanındaki kadının sorunu ne ise Taksim Meydanındaki kadının da sorunu aynı.

Erkek şiddeti.

Ama biz erkekler böyle bir günde bile ne yapıyoruz?

Bütün toplumsal alanları işgal etmeye devam ediyoruz.

Kadının bir gün bile olsa sözünü söyleyebileceği, kendini ifade edebileceği, sorunlarını dile getirebileceği alanları kapatmaya çalışıyoruz. 

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğin had safhaya ulaştığı, iş hayatından gündelik yaşama kadar toplumun bütün katmalarının erkekler tarafından gasp edildiği bir ortamda kadının sözünü söyleyebileceği günü bile erkeklerin işgal etmeye hakkı var mı?

Bir yandan meydanlar kadınların isyanıyla inlerken bir yandan da ülkeyi ve şehirleri yöneten erkekler kadınlar günü mesajı yayınlama sırasına girmiş!

Belediye başkanlarından tutun, oda başkanlarına, “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa” tadındaki derneklere kadar böyle bir günde neden mesaj yayınlama gereği duyar ki?

Bilin bakalım bu mesaj yayınlayanlar kimler?

Erkekler.

Bu sorunun baş aktörü erkekler değil mi?

Böyle bir sorun yıl olmuş 2019 hala konuşulmaya devam ediyorsa erkeklerin kurduğu düzenden dolayı değil mi?

Hayır, bir erkek 8 Mart’ta neden mesaj yayınlama vazifesi edinir kendine?

Cidden anlamadığım için, kafamı kurcaladığı için soruyorum!

Kadına şiddetin asli öğesi erkekler değil mi?

Veya şiddetin yollarını açan, iktidar mekanizmalarını, bu hegemonya ortamını yaratanlar erkekler değil mi?

Şiddetin başlıca kaynağı, sorunun baş müsebbibi erkekler değil mi?

Biz değil miyiz?

Sanki bu şiddetin parçası biz değilmişiz gibi bir de 8 Mart’ı yayınladığımız mesajlarla işgal etmeye ne hakkımız var?

Hayır! Gaziantep’e bakalım misal.

Büyükşehir Belediye Başkanı, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü, AK Parti Milletvekili Derya Bakbak dışında şehrin yönetim kadrosunda kadın var da ben mi bilmiyorum! 

Bu isimler dışında şehirde kadının adı bile yok!

Çünkü şehri yönetenlerin yüzde 97’si erkek.

Zaten gündelik ve politik hayatın her alanını işgal etmişiz. Neyimize güveniyoruz da böyle bir günde mesaj yayımlama cüretini kendimizde buluyoruz?

Kadınlar özeldir, kadınlar şöyledir, kadınlar böyledir gibi sözleri söyleme hakkını kendimizde nasıl buluyoruz?

Ülkede her gün bir kadın öldürülürken ve öldürmelerin asli unsuru bizlerken, bize düşen bence susmaktır.

Eğer biz bu ölümlerin bu şiddet sarmalının önüne geçecek tek bir çözüm yolu üretmeyip süslü sözler söyleme yolunu tercih ediyorsak bu sorunun asli unsuru olmaya devam ederiz.

Ben bu yıl en az 30 40 tane mesaj okudum.

Bir tanesinde de bu sorunların çözümüne dair bir mesaj görmedim.

Böyle mi çözülecek kadına şiddet sorunu?

Eğer gerçekten bir özeleştiriye dayalı “erkeklik” olgusunu sorgulayacaksanız buyurun sözlerinizi söyleyin.

Ama bunun yerine laf olsun torba dolsun türünden mesajlar yayınlama yolunu seçecekseniz orada bir duralım bence.

Yönetimde eşit temsil sağlanmadıkça, kadınlar gerek gündelik hayatta gerekse politik yaşamda söz söyleyecek özne konumunda olmadıkça ne şiddet sarmalı biter ne de bu sorun da çözülür.

İyisi mi bu mesaj işini bir kere daha düşünün derim.

Not: Türkiye’de 2018’de 440 kadın erkekler tarafından öldürüldü.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz