Hüseyin TOPRAK

Hüseyin TOPRAK

GAZETECİLİĞİN GELDİĞİ NOKTA…

Sabahları kalkınca ilk işlerimden biri, yaygın basının manşetlerine bakmak olur.

Hem de kahvaltı bile yapmadan.

Şehit haberlerini görünce iştahım kaçar, kahvaltı bile yapamam.

Lokmalar boğazıma dizilir, yutamam, yutkunamam.

Elazığ depreminin sabahında da öyle oldu.

Van Bahçeşehir arasında çığ altında kalan yolcu minibüsünün ölenler olduğunda da öyle oldu.

İkinci gün kurtarma çalışmaları sırasında ikinci bir çığın düşmesi ve can kayıpları olduğu haberini izlerken de öyle oldu.

Ve üçüncü gün, 177 yolcu ve mürettebatı bulunan uçak Sabiha Gökçen Havaalanına inerken pistten çıktı ve üç parçaya bölündü.

2 can kaybı ve yaralılar var dediler.

Son zamanlarda içimizi açan, bizi rahatlatan bir haberin manşetten verildiğine rastlayamıyoruz.

Ayni sıkıntıyı herkesin duyduğuna inanıyorum.

X

Geçtiğimiz gün yaygın basından iktidar yanlısı olduğu her haberinden belli olan bir gazetenin manşeti korkunçtu.

Ne moral vermek için, ne yüreklendirmek için verilen habere benzetemedim.

Haber başlığı aynen şöyleydi;

“İdlib’de Suriye’ye Fırsat Vermeyeceğiz.”

İdlib nerede?

Suriye’nin kargaşa içinde bir kenti.

Peki, Suriye’de yayınlanan bir gazete, yarın, “Kilis’te Türkiye’ye fırsat vermeyeceğiz” diye manşetten bir haber yaparsa ne olur?

Günümüzde Kilis, neredeyse nüfusundan iki katı Suriyeli sığınmacı barındırıyor.

Suriye’de yayınlanan bir gazete böyle bir başlıkla haber yaparsa, böyle bir aymazlığa sebep olan kimdir, kimlerdir?

 

Üzülerek belirteyim ki gazeteciliğin geldiği nokta hüzün verici boyutta.

Gazeteler güvenirliğini, inanırlığını kaybetmesi boşuna değil demektir.

Böyle başlıklar atıldıkça, halkın gazete haberlerine, gazeteciye güvenmemesini, inanmamasını doğal karşılamak gerek.

Bundan dolayı kimler utanır bilemiyorum…

Yorumlar (3)

+ Yorum Yaz