Cihat ÖZTÜRK

Cihat ÖZTÜRK

Gazetecilik ve “Çürük Elmalar”

Gazetecilik tutkusu ve heyecanı olan bir meslek.

Habercilik refleksi, bir derdi anlatma, dile getirme, hak arayanın sesi olmak, bu mesleği seçen bizler için anlamlı.

Soru sorabiliyoruz her şeye rağmen.

Bu meslek kamu adına yani halk adına yapıldığı, her zaman kıymetlidir.

Soru sorabilme özgürlüğümüz var.

Şimdilerde ne kadar var veya hakikati ne kadar  sorguluyoruz burası tartışılır tabi.

Ama her şeye rağmen bu mesleğe bağlılık, hakkıyla yapmak bir yaşam biçimi.

Her meslek grubunda olduğu gibi bizim meslekte de bu işin hakkını vermeyen, yapmayan, yapmak istemeyen veya başka bir şekilde kullanmak isteyen var.

Çürüme olduğu sürece bu tipler de olacak.

Hakkıyla yapılan her şey kutsaldır bu hayatta.

Yanlış anlamayın.

Gazeteciliğe kutsallık falan atfetmek istemiyorum.

Hele de şu günlerde.

Kalemin eğilip büküldüğü, başka çıkarlar için kullandığı bir dönemde neyin kutsallığı?

Çünkü öyle bir çağda yaşıyoruz ki neye kutsal desek, bir yerden çıkıntılık.

Bir süredir Gaziantep özelinde tartışılıyor.

Mesleğin çürük elmaları, mesleğin yüz karaları, tehdit şantaj vs.

Yeni bir meseleymiş gibi bir anda gündeme oturdu.

2017’den beri bu şehirde gazetecilik yapıyorum.

Kısaca şunu diyebilirim: Bu meslek beni hayattan soğuttu.

“Çürük Elmalar” konusunun tartışılma, çözülebilme biçimine bakıyorum.

Kimse kusura bakmasın ama komedi!

Bir mesleğin sorunlu alanları varsa bunun çözüm noktası neresidir?

Veya bir kişinin mesleğiyle ilgili haksız, etik dışı bir yola başvurmaya çalışması nasıl önlenir?

Sorunun parçaları sorunu çözebilir mi?

Burada tartışılan isimlerin de bence hiç önemi yok!

Herkesin bir şekilde kenarından tuttuğu veya parçası olduğu sorunun çözülebilme ihtimali nedir?

Tek kalemden çıkma basın bültenleriyle gazete yapmanın, toplama haberlerle sayfa tasarlamalar sorun değil mi?

Alıştırılmış copy paste yayıncılık?

Çürük elma diye tabir edilen veya konuşulan isimlerin şehri yönetenler tarafından en üst makamda ağırlanması?

Ne hikmetse bir anda çürük elma olduklarının farkına varılması?

Günaydın.

5 yıl fakülte okudum bu meslek için.

İnanın zerre yapasım yok.

Kaportacının, işportacının, bakkalın, manavın kendisine gazeteci dediği bir ortamda bize gerek var mı?

Bence yok.

Amacım bu meslek gruplarını ötekileştirmek veya küçümsemek asla değil.

Emeğin işlediği bir düzeni yaftalamak kimin haddine?

Sadece x kişilerin gazetecilik üzerinden kendini aklamaya çalışması veya komplekslerini bu meslek üzerinden var etmeye çalışmasının sorun olduğunu anlatmaya çalışıyorum.

Uzun lafın kısası, bu mesele çok konuşulur.

Çözülmesi ise mucize olur.

Umarım ben yanılırım da gazetecilik ve çürük elma lafını bir daha duymayız.

Yorumlar (1)

+ Yorum Yaz