Cihat ÖZTÜRK

Cihat ÖZTÜRK

GAZİANTEP VE “KIRMIZI PAZARTESİ” CİNAYETLERİ!

Gaziantep’te üç gün önce bir cinayet işlendi.

Bakınız kaza demiyorum.

Cinayet…

Neydi bu cinayet?

17 yaşındaki bir çocuğun arkadaşı diyebileceğimiz yaşlardaki başka çocuklara arabayla çarpması.

Ne oldu kazanın sonucunda, Ezgi Alya Yiğit hayattan koparıldı.

Şimal yaşam mücadelesi veriyor.

Bir aile düşünün gözü gibi bakıp büyüttüğü çocuğu bugün yok!

Kazayı yapan Osman Sarı da diğer iki çocuk gibi 17 yaşında.

Nasıl oluyor da bir zamanlar bebek olan bu çocuklar bir cinayetin failleri ve mağduru oluyor peki?

Sorumlu kim?

Gaziantep’te bu kaçıncı genç ölüm?

Aileler çocuklarına…

Empati,

Kültürel bir yaşam,

Duygudaşlık,

Asgari insani şartlar yerine,

Neden araba,

Sevgisizlik,

Ruhsuzluk,

Emekten yoksun bir yaşam vaad ediyor?

Yazıp yazıp siliyorum.

Durumum, Ulrike’nin betimlemesi gibi “Üzgün olmaktansa öfkeli olmayı yeğlerim”

Gaziantep’te bu “Kırmızı Pazartesi” cinayetleri ne zaman bitecek?

Ahvalimiz Marquez’in romanında geçen sahneler gibi değil mi?

Göz göre göre ben geliyorum diyen adına kaza denilen bu cinayetlerin olmadığı günleri görebilecek miyiz?

Neden bir kişi çıkıp da sorumluluk hepimizin, bu olaylardan ders çıkarmalıyız demiyor.

Herkes neden sus pus.

Bu şehir, havaya ıslık çalmayı ne zaman bırakacak?

Ortada toplumsal bir olay var.

Bu durum sosyolojik bir vaka.

Bir kenti yönetmek belediyecilikten mi ibaret?

Bir yerlere birilerini atamakla mı kentte düzen sağlanıyor.

Bakınız gencecik çocuklar ölüyor.

Bakınız ortada bir sorun var.

Bakınız kentin yaşama biçiminde bir sorun var.

Bakınız elinde kitap olacak çocuklar ya mezarda ya direksiyon başında başka hayatları yok ediyor.

Söylenecek çok şey var ama üzerine alınacak kimse yok.

Uzun lafın kısası…

Suçlu arıyorum.

Çünkü hepimiz suçluyuz.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz