Cihat ÖZTÜRK

Cihat ÖZTÜRK

Gaziantep’te yaşayan biri Vegan olabilir mi?

Evet, günlerdir düşünüyorum: Gaziantep’te yaşayan biri gerçekten vegan olabilir mi? Aşağıda satırlarına yer verdiğim arkadaşımla bu konuyu günlerdir tartışıyoruz. O bana anlatmaktan vazgeçmiyor. Nedenlerini tek tek sıralıyor. Benim aklımda olmayan bir konu olduğu için hele hele kendimi vegan olarak düşünmeyi bırakın hayal bile etmediğim için dinleyip duruyorum. Acaba olabilir mi diyorum? Sonra yok canım deyip irkiliyorum.

Arkadaşım son olarak beni ikna etmek için uzun uzun bir yazı yazmaya karar vermiş. Ben de bu yazıyı sadece beni değil toplumu da ilgilendiren bir konu olduğu için köşeme taşımaya karar verdim. Dediğim gibi vegan olmak konusunda derin bilgiye sahip değilim. (Belki de vegan olmamak için üzerine okumalar yapmıyorum) Vegan olmayı da düşünmüyorum. Bu konu hakkında arkadaşıma tabi ki cevap vereceğim. Ama şimdi söz arkadaşımın satırlarında. Unutmadan okuyucular olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz diye merak ediyorum, geri dönüş yapar, yazarsanız sevinirim.

“Sevgili Cihat, neden Vegan olmalıyız sorusunu sana kısaca açıklamaya çalışacağım. Öncelikle ben neden vegan oldum, oradan başlayayım. Bir gün bir arkadaşımın bana atmış olduğu yumurta üretim çiftliğindeki erkek civcivlerin, çığlıklar içinde banttan, öğütme makinesinin dişlileri arasına düşüp kaybolduğu bir videoyu dehşetle izledim ve hüzün ile insanlığa hüsran duyguları ile karışık, biz insanlar ne yapıyoruz sorusunu zihnimde dolandırmaya başladı.

Biz insanlar ne yapıyoruz? Evet biz insanlar ekosistemin parçasını oluşturan bütünselin bir parçası olduğumuzu unutmuşuz. İçinde yaşadığımız doğayı yok ettiğimiz gibi hayvanları 'meta' yerine koymuşuz ve bu durum çoğumuza normal geliyor. Bizden farklı olan yaşamlara saygı göstermiyoruz ve bu sürdürülebilir değil.

O videodan sonra: “Dilek sen bu katliamın bir parçası olamazsın dedim kendime ve vegan olmaya karar verdim.” Sadece bunun yeterli olmayacağını düşündüm ve o günden sonra olabildiğince etrafımdaki insanlara bunu anlatmaya çalışıyorum. Bu hiç bilinmeyen acımasız hayvan kullanımını insanlar duysun. Bu yaşıma kadar ben de bilmiyordum.

Neyi anlatmalıydım? Bize söylendiği gibi mutlu ineklerin olmadığını ,endüstride süt üretim aşamasında buzağının, kendisine ait olan sütü içmesin diye doğar doğmaz anneden ayrıldığını ve sütünün insanlara satıldığını, ki şu da bir gerçek ki o süte bizim hiç ihtiyacımız yok. Her memeli yavrusu kendi annesinin sütünden başka canlının sütüne ihtiyaç duymaz.

Ayrıca ömrü yaklaşık 20 yıl olan inek sürekli suni yolla gebe bırakılıp, yavrusu doğduktan sonra alınıp ,bir süt üretme makinesine dönüştürüldüğü için ömrü 5 yıla iner ve süt verimi düşünce de kesime gönderilir. Halbuki bu masum canlılar da acı hissedebilen, kendi aralarında iletişim becerileri geliştiren, aile bağları olan canlılar.

Şunu çoğumuz biliriz, ninelerimiz ineğine isim verirken, inek ismini bilir. Benim ninem ineğiyle iletişim kurardı mesela. Sadece süt ve et endüstrisi böyle sanma yumurta endüsrtisinde erkek civcivlerin süreçte bir değeri olmadığı için suda ,poşetlerde boğularak ya da canlı canlı öğütme makinelerine atılarak öldürülüyor.

Yumurtlamak üzere olan tavuklar da küçücük kafeslerde, düşün evdeki fırının iç alanı bile o tavukaların kafeslerinden büyük. Tavuklar burada 20 gün olan hızlandırılmış yetiştirme dönemi sonu geldikeleri güne kadar zulüm içinde yaşayıp ölüyorlar. Cihat, bir tavuk yılda kaç yumurta verir? Bunu araştır bak, burada kaç yumurta veriyor biliyor musun? İcabında günde 3 kez yumurtlayacak hale getiriliyor tavuklar. Bu kabul edilir bir şey değil.

Bunları şimdilik sadece örnek veriyorum, vegan olmak demek her türlü hayvan kullanımını reddetmek demek. Şimdiye kadar hayvanları böyle kullandık, böyle devam eder, bu kabul edilebilir değildir. Değişebiliriz ,daha iyi neden olmayalım? Olabiliriz.

Biz Stephen Hawking’e göre 10 boyutlu evreni bile sadece 3 boyutla algılayabilen canlılar olarak neden hayvanları sömürüyor, kullanıyor ve köleleştiriyoruz. Buna hakkımız yok .İster dinler açısından ister çeşitli felsefi görüşler açısından bakalım, başka canlıları öldürmek için yetiştirmeye, kitleler halinde kullanıp öldürmeye hakkımız yok. Dünya hepimizin, tüm canlıların.

Günümüzde canlıları öldürmek için yetiştiriyoruz. Doğada böyle kitlesel yok ediş yok. Zaten biz insanın yaptığı bu hayvanları kendi çıkarlarımız için meta gibi kullanma, köle haline getirme, sömürme, onların haklarını gasp etmeyi yaşam şekli haline getirmişiz. Biz bütünün bir küçük parçasıyız ve her bir değerli canı yok etmek kendimizi yok etmektir. Bir ego ve güç gösterisinin bir ayağı olan hayvan kullanımı durdurulmalıdır ki barışçıl bir dünyaya adım atabilelim.

Barış tabağımızdan başlar. Çocuklarımız için yaşanabilir bir çevre ve tüm türlerin eşit yaşam hakkının gözetildiği huzurlu bir gelecek için gerekli koşullardan biri bence vegan olmaktır. Sevgide iyilikte kalalım hep, bunu istersek yapabiliyoruz. Yeter ki isteyelim. Sevgiler.”      

Yorumlar (4)

+ Yorum Yaz