Avukat Gülsen Tutoğlu

Avukat Gülsen Tutoğlu

HAYATIMA KAST EDEN EŞİME KARŞI BOŞANMA DAVAMI NASIL AÇARIM?

Yaşama hakkı , bir insanın fiziksel olarak varlığını sürdürebilmesinin güvencesini oluşturan hak olup bütün hakların temelidir. Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma  hakkına sahiptir. Eşiniz ,  sizin  ölmeniz amacıyla  yaşama hakkınızı tehlikeye atan eylemlerde bulunmuşsa şayet bu durumda yaşama  hakkınızın  ihlal  edilmiş olduğu ortadadır.

‘’Hayata kast’’ın ne demek olduğuna değinecek olursak; eşinizin sizi,  öldürme niyetiyle  bilerek ve isteyerek size karşı  gerçekleştirmiş olduğu  her türlü davranıştır.  Eşinizin kastı dışındaki  tedbirsizlik ya da dikkatsizlik sonucu size karşı bir eyleminin olması halinde   ne yazık ki “hayata kast” durumu ortaya çıkmayacaktır. Hayata kast fiili, eşinizin sizi  fiilenöldürmeye teşebbüs etmesi veyahut intihara teşvik etmesi ya da sizin ölmemeniz için gerekli yardımdan kaçınması  gibi  davranış biçimlerinde  ortaya çıkabilir. Örneğin ;  siz yaralandınız, bu  durumda  hastaneye gitmeniz gerekli fakat; eşiniz size hiçbir şekilde yardım etmediğinden ötürü evde kan kaybettiğiniz için  hayatınız tehlikeye giriyor. Bu durumda eşiniz; sizi doktora götürmeyerek aslında  sizin hayatınıza kast etmiş olmaktadır.

Kanunumuzda da ; ‘’ Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabileceği,  davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkının düşeceği ve en önemlisi affeden tarafın dava hakkının olmadığı ifade ediliyor. Burada pek kötü davranışa; eş tarafından evlilik birliği sürecinde diğer eşe karşı acımasız bir şekilde fiziki ve psikolojik şiddet uygulanması, eşe eziyet edilmesi, eşin aç bırakılması örnek gösterilebilir.

Onur kırıcı davranış ise ; eş tarafından evlilik birliği sürecinde diğer eşin kişilik haklarının ihlal edilmesi suretiyle eşinin  şeref ve haysiyetine yönelik ağır suretle gerçekleştirilen davranışlardır. Örneğin; eşinizin size  karşı  yüz kızartıcı bir suç işlediğiniz yönünde suçlamalarda bulunması onur kırıcı bir davranıştır. Burada sizin davanızı açarken  gerekli olan sürelere dikkat etmeniz oldukça önemlidir. Şöyle ki; cana kast halinde, canına kastedilen eş olayı öğrendiğinden itibaren altı ay ve her halde cana kast eyleminin meydana gelmesinden itibaren beş yıl içinde boşanma davasını açmalıdır. Bu süreler  hak düşürücü bir süre olup davanızı açarken bu sürelere dikkat etmeniz oldukça önem arz etmektedir.

Şayet süreleri kaçırmışsanız bu durumda dava dilekçenizde evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını sebep olarak göstererek yine boşanma davanızı açabilirsiniz. Sizin, “hayata kast” sebebine dayanarak bir boşanma davası açılabilmeniz için, eşinizin size karşı  “kast” düzeyinde  bir kusurlu  hareketinin  bulunması gerektiğini tekrardan belirtmeliyim.  Bu davayı açacak olan taraf; ancak hayata kast fiillerine maruz kalan eştir. Hayatınıza kast eden eşinizin ceza almasını istiyorsanız  Emniyet veya Jandarma teşkilatından oluşan kolluk güçlerine veyahut doğrudan Cumhuriyet Savcılığına giderek eşinizden şikayetçi de olabilirsiniz. Davanızı açarken süreler dışında dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta ise eşinizi affettiğiniz anlamına gelecek davranışlardan uzak durmanız gerektiğidir. Misalen;  hayatınıza kast eden eşinizin bu davranışına rağmen sizin onunla birlikte tatile gitmeniz aslında onu affettiğiniz anlamına gelmektedir.

Peki ,bu davayı nerede açacağınız hususuna değinecek olursak ; Tarafların son 6 aydan beri ikamet ettikleri veya her  iki taraftan birinin yerleşim yerindeki Aile Mahkemesi bu konuda görevli mahkemedir. Tarafların davalarını açmak için gittikleri adliyede Aile Mahkemesi bulunmuyorsa şayet boşanma davalarını Asliye Hukuk Mahkemelerinde açmaları gerekmektedir.

Boşanma davası devam ederken  hakimçocuklar adına veya eş adına dava tarihinden itibaren tedbir nafakası ödenmesine karar verebilecektir. Şayet ortada çocuklar var ise bu çocukların velayetlerinin kimde kalacağı konusunda çocuğun menfaati ve üstün yararı gözetilerek karar verilmelidir.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz