FATOŞ TAPAN

FATOŞ TAPAN

HAYATLA GEÇİNMEYE GÖNLÜN OLSUN

Günümüzde insan ilişkilerinde başarılı olmanın önkoşulu her türlü insanla geçinebilme becerisine sahip olabilmek midir? Bu durum gerçekten tartışılır.  Fakat öyle insanlar vardır ki onlarla birçok kişi anlaşamaz. Geçinilmesi zor insanlar olarak nitelenen bu insanlar çevrelerindeki insanların çoğu ile geçinemezler; herkes de çoğu zaman bu insanlardan uzak durmaya çalışır. Fakat bu kimi zaman mümkün değildir. Evde, iş yerinde, çarşıda, pazarda, sokakta, trafikte kısaca yaşamın sürdüğü her yerde geçinilmesi zor insanlarla karşılaşmak mümkündür.

Etrafımıza bir bakalım, aslında bütün mesele içimizde yatan yaralı çocukta. Yaralı çocuklarımızı bastırdığımız için onlarda bizimle büyüyor üstüne hiç iyileşmiyorlar. Neden mi? Çünkü, onun başını okşayıp senin neyin var? Sen iyi misin? Gibi gibi telkinlerle soruların yanıtını aramak yerine hep bastırmışız akılsızlığımızın geleceğine sitem ediyoruz.

Etrafınıza bakın tartıştığınız insanlara bakın hep yaralı çocuğuna dokunmuşsunuzdur hatta pişmanlığı bol olan insan bağırıp gürlerde.

Küçüklüğümüzde ve yaşadığımız sürede söylenen en ufacık SÖZ aslında insanlık doğamızın genetiğinin rayını değiştiriyor. Hani diyorlar ya, ağızdan çıkan en ufacık sözün evrene gittiğini ve oradan nasıl dönüp de kişiye yapıştığını bilseydi insanoğlu belkide kelimelerini pirinçten taş arar gibi seçerek eksiksiz konuşurdu diye.

Boşa dememiş şarkıda kıymetli şarkıcı TOYGAR IŞIKLI;

-Söz olur kalbe değer,

 Söz olur kalbi kırar,

 Söz olur senden duyunca,

 Bil ki, sonumu getirir, diye :)

Örnek veriyorum yetişkin birine sesinizi yükselterek bağırdığınızda aslında bağırdığınıza değil sizin neden bağırdığınıza bakmanız gerek. Çünkü asıl yaralı çocuk sizde yatıyor size, küçükken birileri yukardan yukardan bağırıp sesini yükselterek sizi dinlemeden etmeden yaralayan o kişidir, sizin mimarınız.

Bu durumu iyileştirmenin tek noktası sizden geçen en güzel şarkıyı açıp koltuğunuza uzanıp iki kolunuzu kenetleyerek sarılıp kendinizi güvende hissedip gözlerinizi kapayıp derin derin nefesler alıp verip, kendi kendinize sarıldığınızda küçükken en çok üzüldüğünüz ve yakın zamanda en çok üzüldüğünüz anınıza gidin köşede kaskatı kasılan yaralı çocuğunuzu göreceksiniz siz onu sevip başını okşayıp o yaralı çocuk yavaş yavaş iyileşecektir.

Emin olun komik gelebilir ama hayatın kendisi komik zaten. Öyle değil mi şöyle hayatınızın dışından bakın emin olun en iyi senaryolar içimizdeki yaralı çocuklar yüzüne çıkmaz mı?

Bakın filmlere konu olan geçmişten geleceğe tüm filmlerde MY NAME İS KHAN, MUCİZE, BLİND SİDE, UZUN HİKAYE, gibi inanın o kadar çok ki, saymakla bitmez…

İçimizdeki yaralı çocukların keşfinde değişikliğin kendisi olmamız ümidiyle ;)

Hayatla geçinmeye gönlün olması için hayatın anlamlı sembollerini iyi okumalı.

Yorumlar (1)

+ Yorum Yaz