Esin KORKUTAN

Esin KORKUTAN

Helal olsun sana gururlu ana

Kucağında bebek, eteğine sarılmış çorapsız terlikleriyle yürüyen iki küçük çocuk ve bir anne.

Hiç birinde palto yok, soğuktan titriyorlar.

Saat de baya geç olmuş.

Sokak sokak gezip çöp bidonlarını karıştırıyorlar.

Daha doğrusu anneleri karıştırıyor, minik çocuklar da tehlikeye davetiye çıkarırcasına caddelerde koşuşturuyor.

Ne de olsa çocuklar.

Her türlü kötü şartlara rağmen oyun oynuyorlar işte.

Kadın da, çöp bidonlarından pet şişe ve kartonları topluyor.

Belli ki, çocuklarının karınlarını doyuracak.

Yanlarından geçtim, gittim.

Sonra vicdanım elvermedi ve geri döndüm.

Bir miktar para uzatıp, git çocuklarının karnını doyur dedim.

Bana orada tokat gibi cevap geldi.

Belli ki, Suriyeli.

Bozuk Türkçesi ile ‘Ben dilenci değilim. Çok şükür çocuklarımı aç bırakmıyorum.”

İnanamadım ve donup kaldım.

Çocuklara yemek alıp geleyim mi dedim.

‘Hayır, karınları tok’ dedi.

Öyle kötü şartlarda, gece yarısı büyük tehlikeleri göze alarak mücadele ediyor.

Anlaşılan eşi yok.

Belki de savaşta hayatını kaybetmiştir.

Ve o günden bu yana o kadının gösterdiği karakter örneği aklımdan gitmiyor.

Yazayım mı, yazmayayım mı çok düşündüm.

Sonunda yazmaya karar verdim.

Sonuçta kadın ve çocukların fotoğrafı yok, ismi de yazmıyor.

Yani rencide olmayacak.

Aslında gurur duyması lazım davranışıyla ama, yine de böylesi iyi.

Neden yazdığıma gelince, belki bizim zengin dilencilere örnek olur.

Kömür bedava, bulgur bedava, simit bedava, hastane bedava, ilaç bedava.

Bir de harçlığını alıyor.

Ekmek elden su gölden ye iç yat.

İş de versen çalışma yok.

Bir de ihtiyacı olmadığı halde ne verilse alan, hatta almak için kapı kapı gezenler var.

Evi var, yardım paketlerini almaya arabasıyla geliyor.

Onlar da insan, o gururlu kadında.

Ne diyelim, hayat işte.

 

 

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz