Avukat Gülsen Tutoğlu

Avukat Gülsen Tutoğlu

İCRA TAKİBİNE İTİRAZ NASIL YAPILIR?

Alacaklı ve borçlu olmak üzere iki tarafı bulunan icra takibi ,  borçlu olan kimsenin borcunu ödemediği durumlarda alacaklı olan tarafın borcun tahsil edilmesi için başvurduğu yol demektir. Söz konusu icra takibi, kendi içerisinde ilamlı ve ilamsız olmak üzere iki şekilde yapılmaktadır. Bu süreçte icra müdürlüğü’ne verilecek olan takip talebi ile birlikte hazırlanan ödeme emri borçlu olan kişiye tebliğ edilmektedir. Borçlunun hakkında başlatılmış olan bu icra takibine yasal süresi içinde itiraz etme hakkı var olup itiraz etmediği takdirde hakkında başlatılan icra takibi kesinleşmiş olmaktadır. Takip kesinleştiği takdirde haciz aşaması denilen süreç başlayacaktır. Haciz aşaması denilen bu süreçte , icra takibinin tarafı olan borçlu kişinin varsa aracına , taşınmazına , maaşına ve üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacaklarına haciz konulması icra dairesi’nden talep edilebilmektedir.

Bu hususta borçlu hakkında başlatılan icra takibinin kesinleşmesinin ardından maaş ile ilgili olarak sistem üzerinden yapılan sorgulamada kendisinin hangi kurumda çalıştığı, ilk işe giriş tarihi, varsa işten ayrılış tarihi, işvereninin kendisine yatırmış olduğu prim gibi bilgilerin hepsi sistem de çıkmaktadır. İcra dairesi, bu bilgiler doğrultusunda borçlu olan kişinin çalıştığı kuruma müzekkere denilen bir yazı göndermektedir. İşveren, bu yazıya cevap olarak  borçlu kişinin  maaşının  ne kadar olduğunu , maaşının üzerinde başka haciz olup olmadığını , şayet var ise kaç tane haciz olduğunu bildirir bir şekilde cevap vermektedir. Borçlunun maaşı üzerinde başka bir haciz bulunmuyorsa şayet, işveren borçlunun almış olduğu maaşından 1/4 ‘ lük kesintiyi yaparak tebligatta yazan ıban numarasına yatıracaktır.

İcra takibine itiraz açısından belirtmek gerekir ki  borçlu olduğu iddia edilen kimse , tarafına tebliğ edilen ödeme emrine dair borcu olmadığına ilişkin itiraz hakkını kullanabileceği gibi icra takibine dayanak belgede yer alan imza açısından da itiraz hakkını kullanabilmektedir. Bu hususta borçlunun ödeme emrine dair borcu olmadığına ilişkin yapmış olduğu bu itiraz, borca itiraz olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca, borçlu kimse borcun tamamına değil de bir kısmına da itiraz edebilmektedir. Kısmi itirazın geçerli sayılabilmesi için borçlunun, itiraz ettiği borç miktarını itirazında ayrıca ve açıkça belirtmesi gerekmektedir. Bu süreçte borçlu, borcun yalnız bir kısmına itiraz ederse,  icra takibi ancak bu itiraz edilen kısım için durmaktadır. Alacaklı taraf, itiraz edilmeyen kısım için icra takibine devam edilmesini yine talep edebilmektedir .

Genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itiraz süresi yedi gündür. Bu husus ,İcra İflas Kanununda da itiraz etmek isteyen borçlunun, itirazını ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmesi gerektiği şeklinde kanunda hüküm altına alınmıştır. Borçlunun yedi gün içinde icra takibine itiraz etmesiyle icra takibi kendiliğinden durmaktadır. Yapılan itiraz ile duran takibe devam edilebilmesi için , itirazın mahkemede iptal edilmesi veya icra mahkemesinden kaldırılması istenmektedir. Bundan sonraki süreçte takip alacaklısı tarafından , ödeme emrine itiraz etmiş olan borçlu aleyhine itirazın iptali davası açılabilmektedir. Alacaklı tarafın açmış olduğu davayı kazanması halinde borçlunun yapmış olduğu itirazın iptaline karar verilmektedir. Belirtmek gerekir ki borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmemişse veya süresi geçtikten sonra itiraz etmişse alacaklı tarafın söz konusu bu itirazın iptali davasını açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Aynı şekilde, itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafın itiraz ettiği borcu tamamen ödemesi durumunda da alacaklı tarafın itirazın iptali davasını açmasında yine hukuki yararı bulunmamaktadır.

Söz konusu bu davada davacı taraf, icra takibinin alacaklısı, davalı taraf ise icra takibinin borçlusudur. Davacı taraf açmış olduğu bu itirazın iptali davasında borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun yapmış olduğu itirazın iptaline karar verilmesini ve istiyorsa borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep edebilmektedir. Bu davada ispat yükü kural olarak davacı tarafta olup, davacı alacağının varlığını ispat etmekle yükümlüdür.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz