Cihat ÖZTÜRK

Cihat ÖZTÜRK

KOVİD HALLERİMİZ

Hatırlarsınız, biliyorsunuz gibi cümleleri hiç kurmayacağım.

Çünkü canlı kanlı günlerin hepimiz şahidiyiz.

Hangi günlerdi onlar?

Kovid günlüklerimiz.

Hani şu birbirimize öcü gibi baktığımız.

Yan yana gelirken birbirimize iki yabancı gibi davrandığımız.

Korkarak nefes aldığımız günler.

Vaka sayıları 1500 iken ne yapıyorduk?

Hatırlayanlarınız vardır.

Eve aldığımız domatesleri yıkar yıkar yerleştirirdik dolaba.

Ya çikolatalar resmen çamaşır suyuna batırılır çıkarılırdı!

Sirke hayatımızın bir parçası olmuştu.

Kokusu artık aileden biriydi.

Günler, aylar geçti kovid de artık gündelik yaşamınızın bir parçası oldu.

Ne onla ne de onsuz.

Böyle bir karmaşık bir ilişkimiz var artık.

Ve 1 yıl önce bize açıklanan vaka sayılarına bakıyorum, yaptıklarımıza ve davranışlarımıza bakıyorum, bugünle kıyaslıyorum, aralarında dağlar kadar fark var.

Ne değişti sorarım sizlere?

Şu an her şey daha mı iyi?

30 bin vaka sayısı size bir çağrışım yapmıyor mu?

Vaka sayıları 1000’lerdeyken her şey daha mı ürkütücüydü?

Neyimize güveniyoruz?

Evet aşımız var.

Güveniyoruz başka?

Hafif semptom gösterip rahatsızlığı olan birine bulaştırsak mesela?

Bu vebali almaya var mısınız?

Halk otobüslerinde olanlardan bahsedeyim biraz da.

Otobüse binerken takılan maske neden binince yarıya indiriliyor?

Hele de şoförün görüş açısından çıkanlar var ya tamamen çıkarıyor.

Kalabalık ortamda, bir de toplu taşıma da neyimize güveniyoruz da maskeyi çıkarıyoruz?

Ben bu mantığı hiçbir zaman anlamayacam anlam da vermeyeceğim.

Uzun lafın kısası ilk zamanlarda tedbirlerimizin abartsız söylüyorum binde birini yapsak bugün bu vaka sayılarına çıkmazdık.

Ne değişti?

Ölüme mi alıştık?

Etrafımızda kovid olayları dönmüyor diye bizi gelip bulmayacak mı sanıyoruz?

Gerçekten bu sorulardan birkaçının cevabı bende diyen beri gelsin.

Hem beni hem bizleri aydınlatsın.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz