Uzm. Dr. Bahar Borçin

Uzm. Dr. Bahar Borçin

KRONİK YORGUNLUK SENDROMU

Sanayileşme ile beraber yoğun iş temposu, stresli yaşam ve psikolojik baskılar maalesef insan sağlığını etkilemektedir. Bu sebeple son yıllarda görülme sıklığı artan hastalıklar arasında yer alan kronik yorgunluk kişinin sürekli olarak kendini bitkin ve mutsuz hissetmesi, dinlenmekle bile kendini iyi hissedememesi gibi sorunlarla ortaya çıkan bir durumdur.

Kronik yorgunluk sendromu nedir?

Yorgunluk, her zama hissedilebilir ve enerji yokluğu anlamına gelir ve bu durum geçicidir.

Kronik yorgunluk sendromu(KYS) ise organik veya ciddi psikiyatrik hastalık olmaksızın, en az 6 ay boyunca kişilerin yeterli miktarda dinlenmesine rağmen sürekli olarak kendilerini yorgun hissetmeleri beraberinde kas iskelet ağrısı, uyku bozukluğu, konsantrasyonda bozulma ve baş ağrısının eşlik ettiği kronik, sakatlayıcı ve tedavisi zor bir hastalıktır. Bu hastalarda beceri isteyen işlerde zorluk, planlama, organizasyon ve problem çözme yeteneklerinde gerileme vardır. Ayrıca dikkat kusuru, konsantrasyon düşüklüğü, karar vermede zorluk gibi bulgularda olur.  Kronik yorgunluk sendromu genel olarak yoğun bir iş temposuna sahip olan, üst düzey sorumluluk gerektiren işlerde çalışan, stresli bir iş hayatına sahip üst düzey yöneticiler ve uzun, yorucu mesailer yapan çalışanlarda görülen bir durumdur. KYS, birçok ülkede iş gücü kaybı yapan hastalıklar listesinde olup aynı zamanda okul başarısını düşüren, sosyal hayatta negatif etkiler yaratarak insan yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir hastalıktırç 

Kronik yorgunluk sendromu neden olur?

Kronik yorgunluk sendromu, henüz kesin nedeni bilinmemektedir ve sıklıkla beyaz ırk ve  20-40 yaş kadınları etkilemesine rağmen tüm yaş, cins, ırk ve sosyoekonomik grupları etkilemektedir. Genel görülme sıklığı %0,2-0,7’dir. Kesin nedeni bilinmese de hastalığın gelişim riskini arttıran bazı risk faktörleri söz konusudur. Bunlardan en önemlisi ve çağımızın vebası olan strestir. Sürekli olarak stres altında, hedef baskısı olan, sabah 6 da uyanıp gece 12 ye kadar durmadan ev işi-çocuk bakımı yapan kadınlarımızda, iş yaşamı çok yoğun olup ve kendine yeteri kadar vakit ayıramayan kişilerde psikolojik sorunların oluşması ve buna bağlı olarak fiziksel sağlığın da olumsuz etkilenmesi ile kronik yorgunluk ortaya çıkabilmektedir. Aynı zamanda uyku düzeninin olmaması, geceleri aydınlık ortamda uyuma veya sürekli olarak uyanma gibi nedenlere bağlı olarak uyku kalitesinin düşmesi gibi nedenler de sendromun gelişiminde rol oynayabilecek faktörler arasındadır. Hastalar sanılanın aksine ne kadar dinlenseler de sürekli yorgunluk hissinin üstesinden gelemezler. Bu nedenle sürekli yorgunluk hissi 6 aydan uzun süredir devam eden hastalar, psikolojik ve fizyoloik destek almak üzere mutlaka sağlık kuruluşlarına başvurmalıdır.

Kronik yorgunluk belirtileri nelerdir?

Hastalığın en önemli belirtisi istirahatte hafiflemeyen, iş, eğitim, sosyal ve özel yaşam aktivitelerinde belirgin azalmaya yol açan bir yorgunluğun olmasıdır. Bununla birlikte sürekli bitkinlik ve uyku hali, kas ve eklem ağrıları, boğaz ağrısı, karın ağrısı, mide bulantısı ve kusma, unutkanlık ve konsantrasyon kaybı, ateş, uyku düzeninde ve kalitesinde bozukluklar

bağışıklık sisteminin güçsüzleşmesi, bağırsak düzeninde bozukluklar, sürekli huzursuzluk,

depresyon, iş yaşamına ve sosyal hayata karşı olumsuz tutumlar, uzun süre yatakta kalmaya bağlı kas zayıflığı ve hipotansiyon  olarak sıralanır.

Kronik yorgunluk sendromu teşhisi nasıl konulur?

Kronik yorgunluk, yukarıda belirtilmiş olan semptomlarla sağlık kuruluşlarına başvuran hastalarda yapılacak olan muayeneler ve tanı testleri sonucunda kolaylıkla teşhis edilebilir. Hastaların fizik muayenesi ve laboratuar bulguları normaldir. KYS, tanı kriterleri göz önünde bulundurulup, kronik yorgunluğa sebep olan durumlar ve psikiyatrik hastalıklar dışlandıktan sonra konulmalıdır.

Kronik yorgunluk tedavisi nasıl yapılır?

Tedavi planı bireye özgüdür ve hastanın yaşadığı sorunların şiddetine göre belirlenir. KYS tedavisinde esas olan fiziksel ve sosyal tedavi planı geliştirme, herhangi bir yeni semptomu ya da kötüleşen fonksiyonu değerlendirme, kişiyi ve ailesini eğitimi, sosyal yaşantısı konusunda destekleme, düzenli şekilde hastayla iletişimi sürdürmedir. Öncelikle hastanın düzenli ve kaliteli uykuyu edinmesi için çaba sarf edilmelidir, bunun için her gece belli saatte düzenli olarak yatması, kas-eklem ağrıları için ağrı kesicilerin kullanımı, kestirme ya da 30 dakikanın altındaki uykulardan kaçınma, düzenli egzersiz yapma, uyku hijyeni sağlama ve gerekirse antidepresanlar ve uykuya yönelik ilaçlar kullanılmalıdır. Sendromla başa çıkabilmek içinde  en etkili olan yöntemlerden biri de düzenli olarak egzersiz yapmaktır, bunun için hafif aerobik egzersizle başlanıp en fazla 30 dk ve hastanın yorgunluk ve diğer semptomlarına göre 1-2 dk arttırılacak şekilde planlanmalıdır.

Psikolojik tedavi sürecinde hastalara olumsuz duyguların olumlu yönde değiştirilmesi, stres etkenlerinin tanımlanması ve bunlarla mücadele edilmesi gibi konularda bilgi verilerek bilişsel tedavi uygulanabilir. Yoğun iş temposunun düşürülmesi, iş yaşamındaki olumsuzlukların giderilmesi, çalışma ortamlarının yeniden düzenlenip iş yerinde sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi, bireylerin yapmaktan hoşlandığı aktivitelere ve hobilerine daha fazla zaman ayırması, enerjisi düşük ve yatakta fazla vakit geçiren hastaların yatakta geçirdikleri süreyi kısaltmaları önerilir.

Hastaların beslenmeleri gözden geçirilip eğer bağırsak problemleri varsa fazla gluten ve şekerden kaçınıp yararlı bağırsak bakterilerinin çoğaltılması sağlanmalıdır. Omega-3 desteği sağlanmalı ve önemli bir antioksidan olan glutatyondan zengin besinlerden destek alınmalıdır. Glutatyondan zengin besinler başlıca olarak soğan, sarımsak, bamya, avokado, peynir altı suyu, zerdeçal, ciğer olarak sıralanabilir.

Eğer siz de sürekli yorgunluk hissine bağlı olarak sosyal yaşamınızda ve iş hayatınızda ciddi sorunlar ile karşı karşıya geliyor ve kronik yorgunluk nasıl geçer diye merak ediyorsanız hemen bir sağlık kuruluşuna başvurarak tıbbi destek alabilirsiniz ve tedavi sürecinize derhal başlatarak hem günlük hem iş hayatınızda oluşabilecek daha ciddi problemlerin önüne geçebilirsiniz.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz