Cihat ÖZTÜRK

Cihat ÖZTÜRK

MERHABA 2020

Her yeni yılın sonunda bir önceki yılın muhasebesini yaparız.

Şunlar oldu, böyle geçti, bu olayı unutamıyorum diye.

Ben bu defa bu zaman tünelinden çıkıp geleceğe dair birkaç kelam etmek istiyorum.

Geçmiş geçmişte kaldı, geçmişte yaşadıklarımız ne de olsa geleceğe referans oluşturmayacak mı?

Aynı şeyleri konuşup tekrarlamak yerine yeni şeyler söyleyip bugünü yarını düşlemeye ne dersiniz?

Yaşam, bizlere öyle bir olanak sunar ki ders almak isteyen için derya deniz bir bilgi birikimidir.

Bu gerek kişisel yaşamımız olsun gerekse de bizim dışımızda gelişen hayat olsun. Aynı farkı yok. 

Geçmiş öyle bir derstir ki bundan ders çıkarmayan tekrar tekrar aynı hataya düşer. Düştüğünü görmese bile hayatın gerçekleri bunu çok rahat şekilde yüzleştirir.

Ama burası Türkiye olduğu için aynı hatalar ısrarla aynı koşullar altında aynı yollarla tekrarlanmaya devam edilir.

Mühendis, işçi enkaz altında kalır, ölüm olur, bunun yanlışlığı, hakikat gerektiği gibi tartışılmadığı için bu yöntem tekrarlanmaktan vazgeçilmez.

Yine en yüksek bina, en yüksek kule, gökdelen dikilir ve işçinin güvenliği sağlanmaz. Yine aynı ölümler yaşanır.

Ve sonra bu iş kazası olarak adlandırılıp, ölüm kadere terk edilir.

Ama bir tanesi de çıkıp demez ki durun bir dakika bu ölüm şu şu nedenlerden dolayı yaşandı. Başka ölümler olmasın diye biz artık bu yöntemlerden vazgeçiyoruz. Yeni yol haritamız budur. Tabi burada sivil toplum kuruluşlarını tenzih ederek söylüyorum. Sözümün adresi belli, umarım üzerlerine alma zahmetinde bulunurlar.

Evet gördüğünüz gibi gelecekten bahsedecekken ben de geçmişin esiri olmaktan kurtulamadım.

Çünkü geçmiş acılarla yüklü, öyle şeyler yaşandı ki hafızası kaldırana aşk olsun!

Güzel günlerin özlemiyle yanıp tutuşuyor bu topraklar. Çok mu zor bu toprakları bin bir çiçekli bahçelere çevirmek?

Sanatın, bilimin, kitapların, kültürün konuşulduğu bir coğrafya haline getirmek neden bize zor geliyor?

Bir ömrümüz var değil mi, başka yaşayacağımız göreceğimiz bir hayat yok! 

Bunun hakkını vermek neden bizlere zor geliyor?

Dayanışmanın, komün yaşamın, iyiliğin hâkim olduğu bir yaşamı tatmak, düşlemek neden ana gayemiz olamıyor?

2020 neden bunlar için bir başlangıç olmasın ki?

Biz yine de düşlemekten, dilemekten vazgeçmeyelim. Belki bu defa olur. 

Herkese mutlu yıllar..

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz