Halit Ziya Biçer

Halit Ziya Biçer

MÜCADELEYİ ANLATMALIYIZ, BAHANEMİZ OLAMAZ!

Birkaç gün sonra yine Kurtuluş bayramımız.

Birtakım güvenlik, asayiş sebebiyle sokak, meydan ve caddelerde birkaç kişilik gruplara varıncaya kadar hep yasakların olduğunu görür olduk. 

Gazi Şehrimizin Valisi bu konuya dikkat ederek halkımıza uyarılarda bulundu.

Gaziantep’in bu konuda Kurtuluş bayramı da dahil tüm bayramlara büyük bir iştah ve çılgınca kutlamaktan başka daha eski bir alışkanlığı ve sabıkası yoktur.

Bu sebeplerden dolayı belediye başkanlarımız da dahil olmak üzere nedense uzun yıllar koca kurtuluş bayramımızı otel lobilerinin arka dar salonlarında bir yaş günü kutlanır gibi kutladılar.

Dev pastalar kesildi, baklavalar yenildi. Sonra bitti ‘denilerek’ gidildi. Evimizden ‘neden geldiniz?’ diye soran da olmadı. Zaten birkaç gün sonra da ‘Yılbaşı’ gelecek diye evlerimizde çocuklarımızın hatırına Noel’e katlanır olduk.

Eskiden Kurtuluş Bayramı gelmeden haftalar öncesinde bize has olan süslemelerle sokakları ve caddeleri süslerdik.

Şimdilerde ise ışıklı motif ve sloganlar yerine Arjantin Boinez Aires tipi fantezi anlamsız şeylerle donatıldığını bize has olan sokak ve cadde flamalarının artık olmadığını özel takılarla, dekoratif çelenklerle süslenmediğinin acı hakikatiyle karşı karşıyayız. 

Bunların yanı sıra market, manav, AVM, oteller, özel teşebbüs firmalarında bu bayram için özel hediyelerle, kutlamalarla teşvik edilmediği de ayrı bir gerçek.

Gazi şehrimizin milletvekilleri Kurtuluş bayramına yakın gazeteler de boy gösterip televizyon ekranlarını doldurup Antep geceleri veya programları için kolları sıvamadıkları bu geceyi ufak tefek birbirinden kopya sözler ve demeçlerle geçiştirdikleri gerçeği de unutmamak gerekiyor.

Çok değil bundan 30-40 yıl evvel, okullarımız bu gece için seferber olurdu. Her bir maarif birimi birbiri ile yarış edercesine bu hazırlık devam ederdi. 

Büyük kurtuluş gününü hem kendi sınıf ve salonlarında hem resmi geçitlerde günün anlam ve önemine göre kutlarlardı.

Şimdi maarifimizin, okullarımızın hatta üniversitelerimizin durumu ile endemik salgını sebebiyle malum kutlanamıyor. O zaman bu kadar çekinceli bir ortam varken bile biz Kurtuluş bayramlarını benim tabirimle ‘yeri göğü titreten’ coşkuya ve çılgınlığa ‘ne gerek var’ diyenlere rağmen kutlardık. Çünkü canımız, ciğerimiz Gaziantep’imizin doğum günüdür bugün.

Bahanemiz olmamalı, olamaz.

‘O zaman ne yapalım’ işte mesele budur. ’To be or not to be’

Bilgisayara sormuşlar ‘ne var ne yok?’  Computer’in kafası karışmış.

Siz düşüne durun. Bu gibi işleri de bakalım düşünecek kişiler çıkacak mı?

Ben fakir yarın ki yazımda arzedeyim

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz