Murat Dağ

Murat Dağ

NURİ PAZARBAŞI GAZİANTEP’TE SADECE BİR SEMT İSMİ DEĞİLDİR

Nuri Pazarbaşı denildiği zaman pek çok kişinin aklına Gaziantep’in güney yamaçlarında uzanan bir mahalle ismi gelir. Oysa bu zat-ı muhterem, ömrünü Gaziantep’e harcamış kendi tabiriyle “Daima maarif delisi, daima fazilet aşığı” birisidir. Nuri Pazarbaşı ismi, ayrıca aynı mahallede bir okula verilmiştir. Okul demişken; üzülerek belirtmek isterim ki, Pazarbaşı isminin yer aldığı okulda, bazı eğitimci arkadaşlar ve öğrenciler bu zat-ı tanımamaktadır.

1885 yılında Gaziantep’te doğan Mehmet Nuri Pazarbaşı, medrese eğitimi almış ve aynı zamanda da iyi derecede Arapça ve Farsça bilmekteydi. Babası ilim sahibi bir adam olan Şirvani Camii İmamı Mehmet Efendi’dir. Annesi Fatma Hanım’dır. Pazarbaşı, Behiye (1887-1971) Hanım ile evlenmiş olup Mehmet Ali (1904-1973), Necmettin (1909-1966), Selâhattin Eyyubi (1916-1979), Asiye Münevver (1914), Talât Enver (1917-1939) ve Ülker (1925) adlarında 6 çocuk babasıydı. Çocuklarının eğitimiyle yakından ilgilenen Pazarbaşı, evlatlarının özel İngilizce ve piyano gibi dersleri almasını sağlamıştır. O dönem çocuklarının okuduğu Reşadiye Mektebi’ndeki talim heyeti ve öğretmenlerine her yıl yazlık ve kışlık kıyafetlerini alarak hürmette bulunurdu. Tüccar bir aileye mensup olması hasebiyle ticaretle uğraşan Mehmet Nuri Bey, Osmanlı devletinde belediye başkanlığı ve ticaret odası başkanlığı yapmış kimselere verilen “Pazarbaşı” unvanını da buradan almaktadır.

Nuri Pazarbaşı, 1910 yılında Antep’te öksüz ve yetim çocuklar için “Darüleytam Mektebi”ni açarak savaş döneminde bu çocukların sahipsiz kalmasına engel olmaya çalışmıştır. Burada, anasız ve babasız çocuklara terbiyevi dersler verilir, yemek, elbise, ayakkabı, kitap, defter ve kalemleri ile öğretmenlerin maaşları bizzat kendisi tarafından karşılanırdı. Bu okul sonradan Osmanlı ordusunun Gazze cephesinde bozulması ve İngilizlerin Antep’i işgaliyle kapatılmıştır.

Antep harbinde de büyük yararlılık gösteren Pazarbaşı, Cemiyet-i İslamiye’nin kurucuları arasında bulunmuş, Heyet-i Merkeziye’nin İdare Heyeti Başkanlığını yapmıştır. Savaşta şahsi servetinden üç beş bin madeni Osmanlı altını sarf ederek silah, cephane, yiyecek, giyecek, elbise ve diğer şeyleri temine çalışmış, harpten sonra ise Gaziantep’te bulunan harp malullerine ve bu harpte servetini kaybedenlere yardımlarda bulunmuştur. Vatanseverliliği ve Antep savunmasında yaptığı fedakârlıklara karşı, kendisine TBMM tarafından İstiklâl Madalyası verilmiş, ayrıca 1938 yılında Genelkurmay 10. Şubesinin basmış olduğu, “Kahramanlar Destanı” eserinde, Pazarbaşı’nın hizmetlerinden söz etmektedir.

Pazarbaşı, harpten sonra Gaziantep’i görmek için şehre gelen Mareşal Fevzi Paşa ve maiyetini, şehir namına evinde misafir etmiştir. Ve yine 21 Ağustos 1938’de Gaziantep’i ziyaret etmek üzere gelen sülalesi peygamberden olan Es Seyyit Ahmetes Şerif Es Sünusi’yi de evinde misafir etmiş ve duasını almıştır. 1925 yılında ticarethanesini Adana’ya nakleden Nuri Pazarbaşı, Adana’ya gelip giden birçok Gaziantepli hemşerisini, zengin, fakir, demeyerek evine davet eder ve yoksulların harçlık ve yol paralarını karşılar, yanına uğrayan öğrencilerin ceplerine harçlıklarını koymuştur. (Bu yardımseverliğini bizzat yanına uğrayanların aktarmış olduğunu belirtelim.)

26 Mart 1939 ve 15 Ocak 1943 yılları arasında Gaziantep mebusu olarak da görev yapan Nuri Pazarbaşı, o yıllarda II. Dünya Savaşı devam ederken, şehirde ortaya çıkan ekmek sıkıntısını çözmek için her tarafta vesika ile halka ekmek dağıtmıştır. Herkesin eline, aile sayısına göre her nüfus başına belediyece tayin ve tespit edilen miktarda ekmek verilmiştir. Bununla beraber, şahsi servetinden harcayarak Elbistan’a gidip, şehre bir kaç vagon Elbistan buğdayı getirerek Tuz Hanı’nda fakir fukara halka dağıtmış, halkın sevgisini kazanmıştır.

Milletvekilliği VII. Dönemle sınırlı kalan Pazarbaşı, TBMM’de hakkında kısa hal tercümesine şunları yazmıştır; “Çocukluğumdan beri doğru alır, doğru verir, doğru söyler, doğru yapar vatanperver bir adamım. Yirmi üç yaşımdan beri tüccarım. Helalinden çok para kazandım. Hâyır yollarına da harcadım. Daima maarif delisi, daima fazilet aşığıyım. Ve daima bu yazdıklarım gibi olmak isterim. 6/4/1939 Gaziantepli. Nuri Pazarbaşı.”

Pazarbaşı aynı zamanda; “Adam Olmanın Anahtarı”, “Kur’an Duaları Usul Defteri” “Gençlere Öğüt Ahlak ve Terbiye” adında üç tanede eser kaleme almıştır. 1960 yılında Hidemat-ı Vataniye kanununa göre kendisine aylık 500 lira maaş bağlanan Pazarbaş, 17 Nisan 1961 yılında yakalandığı bir hastalık neticesinde hayata gözlerini yummuştur.

Yorumlar (1)

+ Yorum Yaz