A. Eray ÜNVER

A. Eray ÜNVER

OLAĞAN ŞÜPHELİLER ARANIYOR


            Suriye’deki iç savaştan kaçıp kendilerini Türkiye’ye zor atan sığınmacıların hali ortada. Çadır kentlerde kalanların temel ihtiyaçları devlet tarafından karşılanırken konteynırlarda ve çadırlarda yer bulamayan birçok Suriyeli, ya akrabalarının yanında ya da yanlarında getirdiği 3-5 kuruş parayla tuttukları evlerde kalıyor.

            Savaş daha uzun sürecek gibi duruyor. Bu yüzden sığınmacılar çalışmak zorunda. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı çalışmak isteyen Suriyelilere burada bir merkez kurup çalışma izni vermesi gerekiyor. Yanlarında getirdikleri para bitince çalışma izni olmayan Suriyeliler ya çöplerden yemek bulmak ya da Allah göstermesin illegal yollara girmek zorunda kalacaklar.

1-2 yıldır kalifiye elman bulamıyoruz diye açıklama yapan iş adamları ve kanaat önderleri bu konuda taşın altına ellerini koymalılar. Suriye’den gelen birçok mühendis, usta şu an iş aramakta. Kayıtlı halde çalışmaları hem sanayiciler hem de onlar açısından çok faydalı olacağına inanıyorum. Zira birçok tanıdığım işveren iş verdikleri sığınmacılardan çok memnun.

Hafta sonu Kilis’te sokak arasında dükkanlarda yatan Suriyeliler gördüm. 50 yıldır kullanılmayan harabelere yerleşen sığınmacıları ziyaret ettim. Sokaklarda ellerinde gofret satan 12-13 yaşında çocukları izledim. 18 kişiye 5 battaniye düşen evlerde her şeyimiz var çok şükür dediklerini işittim. Yatak götürülen evlerdeki çocukların sevinçten çığlık attıklarına şahit oldum. Geçmişte ne yaşanırsa yaşansın Türk milletinin ne kadar yardımsever olduğuna sevindim. Türklere yapılan uzunca dualara amin dedim. Duygulandım ,sevindim,

Ama diğer yandan baştan beri savaştan kaçanları istemeyen kesimler Suriyeliler ile ilgili çıkan olumsuzluklarda ben demiştim demeye başladılar. Yakında olacak tüm hırsızlıklar, kapkaçlar Suriyelilere bağlanacak. Suriyeliler bir müddet sonra Amerika’da zencilerin, Avrupa’da Müslümanların yaşadıklarını yaşamaya başlayacaklar. Ben demiştim diyenler sevinecek ama gel görelim peygamber efendimiz bu konuda ne demiş ona bir bakalım:

" Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (başkasına da bırakıp) teslim etmez. Kim karedeşinin bir hacetinde bulunursa Allah'ta onun hacetinde bulunur. Kim bir müslümanı üzüntüsünden rahatlatırsa Allah'ta onu kıyamet günü üzüntülerinden rahatlatır. Kim müslümanı örterse Allah'ta onu kıyamet günü örter. " (Buhari, Müslim) 

 

EMEKLİ OLUP EMLAKÇI AÇACAĞIM!

            Bugünlerde emekliliğine 2-3 yıl kalmış kimle görüşsem emeklilik planları aynı. Kendileri için uygun bir yer kiralayıp içine de gösterişli bir makam odası döşeyip emlak alım satım işi yapmak. Bu kadar rağbet gören bir meslek olduğuna göre kazancı da iyi olmalı. Gaziantep’te, özellikle yerleşim alanlarında her 4-5 dükkandan birinin emlakçı olması iyi bir gelir kapısı olduğunun tescili gibi duruyor.

            Son 20 yılda emlak fiyatlarının adeta uçması, alım satımın çoğalması gayrimenkul zenginlerini ortaya çıkardığı gibi bu sektörün de iyice büyümesine yol açtı.

            Öyle ki; bazı işadamları bile işyerlerini kapatıp sadece bu işle uğraşmaya başladı. Kendilerince de haklı tarafları var. İşçi, sigorta derdi yok, sendika yok, vergisi yok, pazarlamaya gerek yok, ithalat, ihracatla uğraşmaya gerek yok.

Arsa, arazi; ekşimez, kokmaz, modası geçmez, defosu, çürüğü olmaz, en kötü kriz günlerinde batmaz; en çok 1-2 yıl prim yapmaz, sonra tekrar hızlı tren rayına oturur.

            Başlangıçta 1 arsa alalım yatırım olsun diyenler, buradaki kazancı gördükten sonra asıl işlerini bırakıp emlak sektörüne ufak ta olsa girmeye başlıyorlar.

            Bu aralar hafta sonu emlakçılık yapan memurlar, fabrikalarında bu iş için adam istihdam eden iş adamları hatta kabul günlerinde altınlarını satıp eşinin arsa aldığını beyan eden kadın girişimcilerin sayısı epey arttı.

            Gaziantep’teki arsaların çoğu bu işin pirlerinin eline geçince, ihracatta gösterilen başarıya benzer bir atılım, emlak sektörüne de yansıdı. Emlak işiyle uğraşanlar farklı pazarlara yöneldiler. Önce Gaziantep’in ilçelerine oradan da çevre illere yönelmeler oldu. Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş’ta, Kilis’te hatta İstanbul’da arsa yatırımı yapılmaya başlandı.

            Yıllardır açtığı dükkanda bu işi yapan gerçek emlakçılara da yazık oluyor. Bu işin bir denetlemesi olması gerek. Artık en ufak alım satımda dahi denetleme yapan maliye bir yılda 2 ye 3 e katlanan arsa fiyatlarındaki kayıtsız kazanca da el atması gerekiyor.

            İşin içinde kazanç çok olunca çeteler de işe bulaşmaya başladı. Daha iki hafta önce bir emlak çetesi çökertildi. Sahte tapu ve kimliklerle aralarında birçok emlakçının da bulunduğu kişi mağdur edildi.

Bu işin bir kontrol mekanizması olması gerekiyor. Buna da Emlakçılar Odası öncülük etmeli. Zira ortadaki pasta fiyatı artsa da her geçen gün daha çok paya bölünüyor. Çilek de bu işi kayıtsız yapanların kursağına gidiyor. 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz