Avukat Gülsen Tutoğlu

Avukat Gülsen Tutoğlu

ORTAKLIĞIN  GİDERİLMESİ  DAVASI  NEDİR?

Ortaklığın giderilmesi davası, taşınır veya taşınmaz malda ortaklar arasındaki mülkiyet ilişkisine son vererek herkesin kendi hissesini almasını sağlayan davadır. Bu davayı açmak isteyen kişinin davasını taşınır veya taşınmaz mal üzerinde  pay sahibi olan  tüm mirasçılara karşı açması gerekmektedir. Ayrıca davasını açmak isteyen bu kişinin elinde miras bırakanın tüm mirasçılarını gösterir mirasçılık belgesini bulundurması da süreç açısından kolaylık sağlayacaktır. Şöyle ki; davayı tek bir ortak kişi açmışsa, bu kişi dava dilekçesinde  kendisi dışındaki tüm diğer ortakları davalı olarak göstermesi gerekmektedir. Davayı birden fazla ortak açmışsa, bu ortakların dava dilekçesinde kendileri dışında tüm diğer ortakları davalı taraf  olarak göstermesi gerekmektedir. Ortaklardan biri vefat etmişse şayet; vefat eden bu  kişinin mirasçılarını gösterir mirasçılık belgesi alınarak dava sürecinde davaya katılımı sağlanmalıdır.

Bu davada görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olup; yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Diğer bir değişle söz konusu bu davanın taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılması gerekmektedir. Açılan bu davayla taşınmaz üzerindeki ortaklık satış suretiyle ya da taşınmaz malın aynen bölüştürülmesi yoluyla sona erdirilmektedir. Bu hususta taraflardan biri ortak malın aynen taksim edilerek ortaklığın giderilmesine karar verilmesini hakimden isterse mahkeme söz konusu taşınmazın aynen taksim edilebilmesinin mümkün olup olmadığını  taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı gibi hususları göz önünde bulundurarak araştırmaktadır. Bu süreçte ; dava konusu mal,  mirasçıların hepsine aynı oran ve değerde bölüştürülebiliyorsa ortaklık aynen bölüştürme yoluyla sona erdirilecektir. Şayet; taşınmaz aynen bölüştürüldüğü takdirde büyük oranda değer kaybına uğrayacaksa bu durumda taşınmaz icra dairesi aracılığıyla açık arttırma yoluyla  satılarak bedeli mirasçılar arasında paylaştırılacaktır. Bu davanın sonucunda bütün mirasçılar mirasçılık belgesinde yazan hisseleri oranında miras malından hakkını aldıkları için davanın kaybedeni de olmayacaktır.

Satışına karar verilen taşınmaz paylı mülkiyete de tabi olabileceği gibi elbirliği mülkiyetine de tabi olabilmektedir. Bu hususta birden çok kişinin hisseleri belirlenmeden bir mal üzerinde aynı haklarla mülkiyet hakkı sahibi olması durumunda taşınmaz üzerinde elbirliği mülkiyeti denilen durum söz konusu olmaktadır. Elbirliği  mülkiyeti denilen durumda  ortakların belirlenmiş payları olmayıp; hepsi birlikte taşınmazın tamamına sahiptir. Birden çok kimsenin, taşınmaz olan şeyin tamamına belli paylarla mülkiyet sahibi olması halinde ise; taşınmaz üzerinde paylı mülkiyet denilen durum söz konusu olmaktadır. Paylı mülkiyet denilen bu durumda  taşınmazın  hissedarlarının her birinin ne kadar hissesi olduğu belli olmakta olup; taşınmaza ait tapu kaydında kesirli ifadelerin yazması her bir mülk sahibinin taşınmaz üzerinde ne kadar payı olduğunu göstermektedir.

Dava sürecinde davayı açan taraf davasını açtığı sırada  dava harcı, bilirkişi, keşif masraflarını kendisi ödemek durumunda olsa da  mahkeme davayı sonuçlandırdığı takdirde yapılan masraflardan bütün mirasçılar payları oranında sorumlu olacaktır. Aynı şekilde taşınmaz satılırken satış aşamasındaki masraflardan da mirasçılar , hisseleri oranında sorumlu olacaklardır. Davanın ne zaman sona ereceği ile ilgili olaraktaşınmaz üzerinde pay sahibi olan kişilere tebligat yapılması , bilirkişi incelemeleri, taşınmazın ne şekilde paylaştırılacağı, satış süreci, eksik belge ve araştırmaların tamamlanması gibi birçok unsura bağlı olarak davanın sonuçlanma süresi de değişmektedir.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz