Doç. Dr. Muammer OYTAN

Doç. Dr. Muammer OYTAN

PEYGAMBERİMİZİN MEKTUPLARI

Hamdu senalar olsun Rabbimize ki, Peygamberimizin (s.a.s.), civar ülkelerin hükümdar ve halklarını İslama davet ettiği mektuplar, bugün aynen zamanımıza kadar ulaşmışlardır, mevcutturlar. Bu hiçbir peygambere nasip olmamış bir nimettir. İşte bu mektuplardan birisini, Habeş Hükümdarı Necasi Asham’a yazdığı mektubu aşağıda okuyacaksınız.

Peygamber’imizin (s.a.s.) Bir Mektubu:

“Bismillahir-Rahmanir-Rahim.

Allah’ın Elçizi Muhammed’den, Habeş Hükümdarı Necasi Asham’a:

Müslüman ol ! Kendinden başka Tanrı olmayan, melik (gerçek hükümdar), Kuddüs (Mukaddes), Selam (Selamet veren), Mü’min (Koruyucu) ve Müheymin (Kurtarıcı) olan Allah’ın hamdini (övgüsünü) sana iletirim.

Meryem’in oğlu İsa’nın, Allah’ın ruhu ve kelimesi olduğuna şehadet ederim. Allah O’nu iffetli, temiz ve korunmuş Meryam’e ilka etmiş, O da böylece İsa’ya hamile kalmıştır. Allah  O’nu tıpkı Adem’i (kudret) eli ve üflemesiyle yarattığı gibi, ruhu ve üflemesiyle yaratmıştır.

Ben seni, eşi, ortağı olmayan bir Allah’a; O’na ibadet ve taata, bana uymaya ve Allah’tan bana gelene iman etmeye davet ediyorum. Çünkü ben Allah’ın elçisiyim.

Amcam oğlu Cafer’i ve yanında bir bölük Müslüman’ı sana gönderiyorum. Geldiklerinde onları ağırla. Boş ve faydasız gurur ve ceberrutluğu bırak.

Ben seni ve ordunu Allah’a ibadet ve taata davet ediyorum. Ben gerekeni tebliğ etmiş, dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak öğüdü vermiş bulunuyorum. Öğüdümü kabul ediniz. Hidayete (doğru yola) uyanlara selam olsun !”

Allah Resulü Muhammed. 

CUM’A  GÜNÜNÜN FAZİLETİ

Cenab-ı Allah, Cebrail (a.s.) vasıtasıyla Peygamberimiz (s.a.s.)’e gönderdiği Kur’anı Kerimin yukarıda yazdığımız Cum’a Suresinin 9. ayetinde Cuma gününe ve Cuma Namazına dikkatimizi çekmektedir. Dinimize göre, şartlarını taşıdığımız zaman Cuma namazını topluca kılmamız Allah’ın emridir, farzdır. Hepimizin bu emre gereken hassasiyeti göstermesi gerekir.Üzerine güneş doğan günlerin en hayırlısı ve içerisinde duaların geri çevrilmeyeceği icabet saati bulunan zaman dilimlerinden biri de Cuma günüdür.Dinimiz açısından büyük önem taşıyan bugün haftalık bayramımız olduğu için camiye gelirken beden ve elbise temizliğine dikket edip her türlü kötü kokulardan arınmalıyız. Beş vakit namazımızı ferdi olarak kılmamız mümkün olmakla beraber Cuma namazlarımızı cemaat ile kılmamız ve hatip tarafından okunan hutbeyi dinlememiz zorunludur. Mazeretlerimiz sebebiyle Cuma namazına katılamadığımız zaman da Cuma namazı yerine o günün öğle namazını kılmakla sorumlu olduğumuzu unutmamalıyız.(Kur’andan Öğütler,DİBY, C.I. s.186-187)

Evs b.Evs’in ve Ebû Lübabe b. Abdülmünzir’in rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz(s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “En faziletli günümüz cum’a günüdür. Çünkü Hz. Adem o gün yaratılmış, o gün cennetten çıkarılarak yer yüzüne indirilmiş ve o gün canı alınmıştır. Sûr’a o gün üflenecek, kıyamet o gün kopacaktır; tüm canlılar o gün bayılarak kendilerini kaybedeceklerdir. Bu günün öyle bir anı vardır ki Allah o anda, haram olmamak şartı ile ne istenirse kabul eder.!”

İbn-i Mes’ud’un rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz(s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Cuma günü güzelce yıkanıp koku sürünerek mescide gelen ve bu sırada hiç kimseyi rahatsız etmeden ve hiç kimseyi itip kakmadan Allah’ın farz kıldığı namazı kılan ve imam minbere çıkınca oturup sessizce verilen hutbeyi dinleyen kimsenin iki Cuma arasındaki günahları affedilir.!”

Hz. Ali, Peygamber Efendimizden(s.a.s.) dinlediğini belirterek şunları söylemiştir: “Cuma günü olunca şeytan yardımcıları ile beraber ortaya çıkar. Hep birlikte sokakları süsleyerek insanlara güzel göstermeye; mescide gitmesinler diye telkinlerde bulunmaya, caydırmaya çalışırlar. Bu sırada melekler de mescit kapılarının yanında oturarak içeri girenlerin isimlerini sırası ile yazarlar. Bu iş imam minbere çıkıncaya kadar devam eder…”

Enes b. Mâlikin anlattığına göre: “ Cebrail (a.s.) elinde ortası siyah benekli bir ayna olduğu halde Peygamberimize (s.a.s.) geldi. Peygamberimizin(s.a.s.)

-“Yâ Cebrail elindeki nedir?”diye sorması üzerine; Cebrail (a.s.) şunları söyledi:

-“Bu gördüğün Cuma günüdür. Allah bu günü gerek sana, gerekse senden sonra ümmetine bayram olarak sunuyor. Bugün sizin için birçok hayırlar içerir.Bu gün kul dua edip Allah’tan hayır dilediği takdirde eğer o hayır kısmetinde varsa hemen kendisine verilir. Eğer dilediği hayır kısmetinde yoksa Allah onun için ilerde vermek üzere daha üstün hayırlar hazırlar.Bu günü biz aramızda “artış ve bolluk günü” diye anarız. Bir diğer adı da “En büyük gündür.” demiştir.( Ebû’l Leys SEMERKANDİ, Tenbihü’l Gafilîn, s.283-287)

Hz. Peygamber(s.a.s.) Efendimizin vermiş olduğu ilk Cuma hutbesini aşağıya alıyoruz: “Hamd Allah’a olsun.Allah’a hamd eder, O’ndan yardım talep ederim.O’ndan mağfiret talep eder O’ndan hidayet dilerim.O’na imân ediyor, O’nu inkâr etmiyorum.Allah’ı inkâr edene düşman olurum.Ortağı olmayıp tek olan Allah’tan başka ilâh yoktur. Muhammed O’nun kulu ve elçisidir. Allah, Muhammed’i hidayet, İslâm nuru, nasihat için peygamber zincirinin kesildiği, kıyametin yaklaştığı, ölümün yaklaştığı bir dönemde göndermiştir. Kim, Allah’a ve Resul’üne itaat ederse doğru yapmış, kin onlara isyan ederse sapıtmış, haddi aşmış ve büyük bir delaletle sapıtmıştır.Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Bu, ahireti teşvik, Allah’tan korkmayı emretme hususunda müslümanın müslümana yapacağı en güzel tavsiyedir. Allah’ın sizi alıkoyduğu şeylerden sakınınız. Fazilet olarak, zikir olarak bundan daha faziletlisi yoktur.

Takva, Allah’tan korkarak amel eden kişi için ahireti kazanma hususunda büyük bir yardımdır. Kim, Allah ile arasındaki bağı, gizli olsun aşikar  olsun, her durumda sağlam tutup bunu sırf Allah rızası için yaparsa bu onun için dünya hayatında güzel bir zikir, insanın iyi amellere muhtaç olduğu ölümden sonraki ahiret hayatı için bir azıktır… Dünya ve ahiret işlerinizde gizli olsun aşikâr olsun Allah’tan korkunuz... Takva, yüzleri nurlandırır, Rabbini razı eder, dereceyi yükseltir. O halde payınızı alın, Allah konusunda haddi aşmayın. Muhakkak Allah içinizde bulunan doğru sözlüleri ve yalancıları bilmek için size Kitabını öğretmiş ve yolunu göstermiştir. Allah’ın size ihsanda bulunduğu gibi siz de iyilik yapın…Allah’ı çok zikredin, önümüzdeki gün için çalışın…Allah en büyüktür.Güç ve kuvvet sadece büyük olan Allah’ındır.!” ( M.Yusuf KANDEHLEVÎ, Hayatü’s Sahabe, C.IV, s.214-215) NOT:Takva,Tanrıdan korkup dinin emirlerine uyup yerine getirme,dinin yasak ettiği şeylerden de çekinmedir.!                                                           

BEYAZIT-I BESTAMİ HZ.NİN ŞEYTANLA SOHBETİ

Beyazıt – Bestami Hazretleri, Mekke’ye Hacca gitmiş.Kabe-i Muazzama’yı tavaf etmiş; Hac farizesini yerine getirmiş; Kabe’nin duvarına dayanmış dua etmekte iken birden elinde onlarca yular olan birini görmüş. Bunun iblis olduğunu tanımış.

  • Sen ne arıyorsun burada; Allah’ın evinde ne işin var? demiş.
  • Şeytan, elindeki yularları gösterir, “Benimkileri serbest bıraktım, tavaf etmektedirler” der.
  • Ben de var mıyım onların içinde? Diye soran Beyazıt-ı Bestami’ye, şeytan şöyle bir bakar, gülümser ve küçümser.
  • Hayır sen yoksun. Ben sana yularsız da binerim der.

Beyazıt-ı Bestami, Haccını bitirir, köyüne dönmek için yola revan olur. Bir yerde akan suyu geçer, su kenarında dinlenirken karşıdaki ağacın altında ak sakallı, gözleri iyi görmeyen bir pir-ihtiyar görür. Selam verir ve burada neden beklediğini sorar. İhtiyar adam,

  • Hacdan dönüyorum, köyüme gidiyorum, fakat şu dereyi geçemiyorum der. Beyazıt, sırtına alıp dereyi geçirmeyi teklif eder, bindirir. Tam derenin ortasında sırtındaki ihtiyar adam,
  • Ben dememiş miydim, sana yularsız da binerim diye der.

Şeytan her yerdedir; mü’minlerin sırtına at gibi yularla veya yularsız binmek için, istediğini yaptırmak için fırsat kollamaktadır; dikkatli olmalıyız, iblisin kulu-kölesi olmamalıyız.

KANAATKÂRLIK

kanaat; Allah’ın takdir ettiği rızka, ne kadar olursa olsun rıza göstermek ve şükretmektir. Kur’ân-ı Kerim’de:“…Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azâbım çok şiddetlidir.”( İbrahim,14/7) buyrulmuştur. Atalarımız da “aza şükretmeyen çoğu bulamaz.”  demişlerdir.

Kanaat etmeyen kimse, içerisinde bulunduğu hiçbir durumdan memnun ve mutlu olmaz; şükretmeyi bilmez. Daima şikayet eder, her zaman sızlanır, hep başkalarının malına-varlığına göz diker, kıskanır! Hangi durumda olursa olsun hep daha fazlasını ister ve bu nedenle de hiçbir zaman tatmin olmaz. Tatmin olmayınca, şükretmeyince, yüreği kıskançlık içinde sıkışınca mutlu da olamaz! İnsan; her daim maddi olarak kendisinden daha aşağıda olanların, yokluk-kıtlık içinde olanların, sıkıntı çekenlerin durumuna bakıp haline şükretmeli ve Allah’ın verdiği mallardan, yine Allah yolunda harcayarak, âhiret sermayesini biriktirmeye çalışmalıdır.

BİR SAHABE SÖZÜ.

Abdullah b.Mes’ûd, Perşembe günleri kalkar şöyle derdi:İslâmın esası ikidir: sünnet ve kelâm. En faziletli ve doğru söz Allah’ın kelâmıdır. En güzel sünnet ise Hz. peygamber’in sünnetidir. İşlerin en şerlisi ise sonradan uydurulandır. Sonradan uydurulan her şey bid’addır…”.”( Hayatü’s Sahabe, s.46)

SEVGİNİN GÜCÜ

Hoşgörüyle kusurlardan geçeriz,

Kalbe sevgi eker, sevgi biçeriz,

Kötülükten kimseye yarar gelmez,

Kalbe sevgi eker sevgi biçeriz!

 

Sevgidir gönül derdinin ilâcı,

N’ideyim sevgisiz taht ile tacı?

Sevgi-saygı ile çekilmez acı!

Sevgi yoluyla Sırat’ı geçeriz!

 

Allah sevgisiyle inler semalar,

Mecliste arifleri sevgi bağlar,

Sevgi dolu gönül coşar ve çağlar!

Dostu-yâreni sevgiyle seçeriz!

 

Kısmetse arif meclisine girmek,

Cenâb-ı Allah’ın himmetin dermek,

Dâr-ı Ukba’da has murada ermek,

Sevgiyle ol âb-u Kevser içeriz!

 

OYTAN’ım durmaz hep sevgi saçardı,

Bu uğurda tüm saçları ağardı!

Mevlâ’mın sevgisi sevgi doğurdu,

Muhabbetle her kapıyı açarız!

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz