Doç. Dr. Muammer OYTAN

Doç. Dr. Muammer OYTAN

SELAMLAŞMAK VE FAYDALARI

Selam kalabalıkar içinde kendi telaşına düşmüş, belki de birbirine yabancılaşmış insanları tanıştırır, kaynaştırır; yalnız olmadıklarını onlara hatırlatır; kalpleri yumuşatır, kırgınlıkları ortadan kaldırır, Selam denizi coştuğunda gönüllerden kini-garezi giderir. Cennete ulaşan yolda, selam ile yayılan muhabbetin payı büyüktür. Nitekim Allah Resulü(s.a.s.) şöyle buyurmaktadır: “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de gerçekten iman etmiş olamazsınız. Yaptığınızda birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız!”

“Selam”, Rabbimizin esmâ-i hüsnâsından biridir. Allah Tealâ, kullarını selamete eriştiren, onlara sağlık ve afiyet bahşedendir. Muhammed Mustafa (s.a.s.) insanlığı tevhide ve adalete davet eden Allah’a kulluk etmeye, güven ve huzuru hakim kılmaya, kardeşçe yaşamaya çağıran son Peygamberdir. İslâm, adı üzerinde barış ve ebedi kurtuluş dinidir.Müslüman ise, elinden ve dilinden, diğer insanların güvende olduğu kişidir.

Mü’minler birbirlerine “ Selâmün aleyküm” = Allah’ın selamı üzerinize olsun!” diyerek seslendiği her an, selâmın zengin anlam dünyası hayatımıza yansır. Mü’min, imanından aldığı huzur ve güveni selâm ile çevresine yayar ve iyi niyetlerini duaya döker. Allah Resulü, Mekke’den hicret için Medine’ye doğru yola çıktığında, Medineli Müslümanlar günlerce heyecan içinde O’nu beklemişlerdi. Herkesin gözü ve kulağı Peygamber’imizin mübarek ağzından dökülecek ilk sözlerin ne olacağına odaklanmıştı. Allah Resulü (s.a.s.), o gün kalabalığa şöyle seslendi: “Ey insanlar ! Selamı aranızda yayın! Birbirinize yemek ikram edin! İnsanlar uykuda iken namaz kılın ki, selametle cennete giresiniz !”

Allah’ın selamını veren Müslüman, adeta bulunduğu yerde sözleriyle ve davranışlarıyla huzurun teminatı olur. Can yakmaz, gönül yıkmaz, kimseyi hakir görmez, kimsenin onur ve haysiyetini zedelemez, kaba ve kırıcı konuşmaz, Hasılı, Müslümanın verdiği selâm, kuru bir sözden ibaret değil, bilâkis mana ve maksadına uygun bir iyilik şiarıdır.

 O halde en yakınlarımızdan başlamak üzere selâmı yayalım ve tanımasak da selâm verdiğimiz Mü’minlerin sayısını artıralım. Bir huzur ve bereket duası olan selâmın hakkını verelim Selamımızla dillerden gönüllere kardeşlik bağları kuralım.(07.12.2018 günü verilen Cuma Hutbesinden.yararlanılmıştır.)

 KALBİN TEMİZ OLSUN, FAKAT…

Kendisine, iman ve ibadeti ihmal etmemesi söylendiğinde bazı kimseler: “Benim kalbim temizdir, sen esas buna bak; kimseye zararım yok, içim temiz, kalbim temiz, niyetim temiz !” demektedirler. Yüce Allah, büyük günahlardan kaçınanları överken şu ikazı yapmaktadır: “Ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve edepsizlikten kaçınanlara gelince, bil ki Rabbin, affı bol olandır. O sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada dahi sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.”( Necm, 32) . Hiç kuşkusuz ki Allah bizi kendimizden iyi tanıyor. O halde kendimizi övmenin, temize çıkarmaya çalışmanın bir anlamı yok. Bütün eksikliklere , kusurlara, günahlara rağmen “ Benim içim temiz, kalbim temiz, kulluk görevlerimi yerine getirmeme gerek yok !” demenin hiçbir anlamı yok; Cenab-ı Allah ne olduğumuzu biliyor ! O halde bunun doğrusu nedir !? Doğrusu şu:  İman edileceklere iman etmek lazım,  Allah’a kulluk görevlerini yerine getirmek lazım,  günahlardan kaçınmak lazım, Allah’ın aldatılamayacağını idrak etmek lazım, şeytanın her zaman bizi aldatabileceğini akılda tutmak lazım. İşte bütün bunları yaptıktan sonra hala “kalbim temiz” diyebiliyorsak ne mutlu bize !( Prof. Nihat Hatipoğlu, 9.02.2018 Sabah Gazetesi)

AYET-EL KÛRSÎ’NİN FAZİLETİ.

Bakara Suresinin 255. Ayeti olan Ayetel Kürsî, İhlâs Suresi gibi, Kur’an’ın kalbi sayılan, son derecede önemli ve büyük bir Ayettir.. Hz. Peygamber Efendimiz bu ayet hakkında şöyle buyurmaktadır:

" Ayetel Kürsî, o kadar kutsal bir ayettir ki, farz namazından sonra okunması halinde bir dahaki namaza kadar okuyan kişi Cenab-ı allah'ın zimmetindedir !""

 Zimmetinde demek, bir şeye sahip olmak; korumasında olmak, kimsenin el uzatamayacağı, ihlâl edemeyeceği, zarar veremeyeceği konumda olmak demektir. Cenab-ı Allah'ın zimmetinde demek, asla hiç bir kimsenin, hiç bir gücün zarar veremeyeceği; Allah Tealâ'nın sahip çıktığı konuma kavuşmak demektir.

Sahabeden bazı kişilerin, Kur’an’ın en büyük ayeti hangisidir sorusuna, Peygamberimiz(s.a.s.): “Âyet-el kürsîdir” cevabını vermiş ve: “Her şeyin bir zirvesi vardır. Kur’an’ın zirvesi de Bakara sûresidir. Bakara Sûresinde bir ayet vardır ki, o ayet Kur’an ayetlerinin seyyîdidir. O, ayet-el kürsî ayetidir.” Buyurmuştur.(Tirmizî, Fedâilü’l Kur’an, 2)

Rahmetli Babamın bizzat yaşadığı bir olay vardır:

 "" Kurtuluş savaşı sırasında Eskişehir, Seyitgazi, Kırka ve Akin havalisi; Türkmendağından Afyona ve Kütahya'ya kadar Yunan işgali altındadır. O senelerde    Rahmetli babam İbrahim Sabit Hoca da askerliğini yapmaktadır. Türk Kumandanlar, bu yöreleri iyi bilen askerleri tespit edip yunan askeri birliklerinin yerlerini, top-tüfek-mühimmat güçlerinin durumlarını ve konumlarını, asker sayılarını öğrenip rapor etmelerini istiyorlar. Eskişehir- Kütahya arasındaki Türkmendağındaki yunan konuşlanmasının durumunu tespit etmek görevi rahmetli babama veriliyor. Bu görevi yaparken  çalıların arkasındaki Yunan askerlerini görmeden üzerlerine çıkıp varıyor; neredeyse aralarına karışıyor.! Yunanlıların çağul-çuğul konuşmalarını duyar duymaz kendisini yere atıyor ve başlıyor Ayet-el Kürsî'yi okuyarak üzerlerine üflemeye. Bir taraftan okuyup üflüyor, bir taraftan da geri geri sürünerek çalıların arkasına gizlenmeye çalışıyor ve başarıyor! Rahmetli, Cenab-ı Allah'ın zimmetine girmeye mazhar olduğunu; korunduğunu; Yunanlıların kendisini göremediklerini söyler ve bu Sûrenin faziletini anlatırdı.

Yine Hz. Peygamber(s.a.s.): “Kim Ayet-el Kürsî’yi okursa o gün akşama kadar kaza ve belâlardan korunur.”buyurmaktadır.

 Bakara Sûresinin 255.ci ayeti olan bu Sûre'yi bilenlerin bilmeyenlere tavsiye etmesi; herkesin evlatlarına ve yakınlarına öğretmesi son derecede önemlidir.! 

Ayrıca seyahate çıkarken 7 defa okunması güzel olur. Aynı şekilde yedişer defa Elham (Fatiha), İhlâs, Nas ve Felak sureleri de okunursa iyi olur. Bu sûreler okuyanın kalkanlarıdırlar. Kazadan, beladan, nazardan korurlar inşallah.

 

DİLEKLER

Dostum, besmeleyle başla her işe!

Şans melekleri gülümsesin sana!

Rabbe çıkan yollara halı döşe!

Bu ilâhî yollar, can katar cana!

 

Gök kubbenin kapıları açılsın!

Merdivenle koşar adım çıkayım!

Ruhum, sonsuzluğa varıp saçılsın,

Öz kaynağıma hasret, Nura akayım!

 

Bu arzu içimde çılgın çağlayan,

Beni tutsak eden nefis tek engel!

İçimde yas tutup daim ağlayan,

Hislere atıyor dünyevî çengel!

 

Sevgi alevleri kalbimi yaksın!

Arıtsın işlenmemiş günahlardan!

Allah, ak yüzüme gülerek baksın!

Nasip versin seherden, sabahlardan!

 

Billur kubbeler ezanla çınlasın!

Nur yüzlü ihtiyar Kur’an okusun!

OYTAN’ım,  Râb emirlerin anlasın,

Genç kızlarım sabırları dokusun!

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz