Esin KORKUTAN

Esin KORKUTAN

Sevginin temeli güven

İnsan olarak ne çok güveniyoruz herkese biz öyle…

Her yüzümüze güleni dost, arkadaş sanıyoruz. Fakat arkamızı döndüğümüzde ilk darbeyi alıyoruz.

Ya sevgiliden ya arkadaştan bezende en yakınımızdan…

Şimdi bu konuyu biraz açalım.

Ben her zaman derim ki sonsuz açmayalım gönül kapılarımızı kimseye çünkü en güvendiklerimiz en can alıcı yerden vurmayı çok iyi biliyor yazık ki.

Güven dediğimiz şey bana göre sevginin kardeşidir bir manada.

İkisi bir bütündür. Ailenizde, arkadaşlıklarınızda ya da ilişkinizde güven yoksa sevgide olamıyor maalesef.

O zaman buradan yola çıkalım.

Birini hayatımıza dahil etmek istediğimiz zaman en başta güvenmek sonra da paylaşmak isteriz hayatımızı.
Yanında olmak, zaman geçirmek, ortak zevkleri yakalamak gereksinimi duyarız.

Koşulsuz hayatımızın merkezi yaparız. İyimizden, kötümüzden her şeyimizden haberdardır. Hayatımızdaki kişi.

Bazen hiç tanımadan güvenir; anne ,babamızın bazen kardeşimizin yerine yani herkesin her şeyin yerine koyarız.

En kıymetlimiz yaparız.

Hayatımızdaki kişiyi …

İşte en büyük hatayı da burada yapıyoruz.

Ve biz bunu ancak

Güvendiğimiz dağlara kar yağınca arkamızda durduğunu sandıklarımızın arkamızda olmadığını görünce farkına varıyoruz yazık ki.

İşte bunun için her insanı hayatımıza almamamız lazım alacaksak da bir adam,bir kadın almamız lazım.

Eğer karşımızdaki bir adam değil de erkekse ya da tam tersi kadın değil de dişi ise vay halimize,

Diyeceksiniz ki şimdi

‘kadın-adam, erkek-dişi ‘

Evet, adamlık ve kadınlık başka bir şey her erkek den adam olmadığı gibi her dişiden de kadın olmaz anne olmaz eş olmaz hayat paylaşılmaz güvenilmez vs.

İşte kimseye güvenmemiz gerektiğini ancak canımız yandığında anlıyoruz.

Yazık ki

Beklide biz kendimiz hal hareket ve tavırlarımızla sebep olmuşuzdur, yaşadığımız bu duruma.

Madem bu konuya yoğunlaştık o zaman kendimizi bir gözden geçirelim.

Birlikte olduğumuz insan bizim sadece hayatımıza eşlik eden dir.

Ama biz bunu neden se bencillik yaparak hiç düşünmüyoruz.

Karşılıklı hayatlara da saygı duymuyoruz. Oysa saygı ve güven en önemli olanıdır birlikteliğin.

Her insanın yalnız kalmaya,
ayrı vakitler geçirmeye de ihtiyacı vardır.

İşte, tam bu ayrımda çok önemli bir nokta vardır:

Denge!
Terazinin sürekli bir tarafı ağır gelmemeli, elbette

Fakat tartışmalarda kadın da hep bir adım geride durmalıdır diyenlerdenim.

Hayatımızdaki insanında, bizimde kendimize ait hayatlarımız olduğunu unutmamalıyız.

Hep yan yana durmak ile uzun ayrı kalışlar aynı derecede tehlikelidir çünkü.

Yani ne çok uzak ne çok yakın seviyesinde olması gerekir.

Boşuna söylenmemiştir.

Çok muhabbet tez ayrılık getirir sözü herhalde…

İnsan kendi ailesiyle bile çatışıyor, yabancı biriyle hayatı paylaşmak elbette kolay olmayacaktır.

Bir ilişkinin olmazsa olmazları vardır: Sevgi, saygı, vicdan, anlayış, emek, fedakârlık ve güven!
İçinde bu duyguları barındırmayan beraberlikler, zaman içinde önce yalnız ilişkiler sınıfına, oradan da parçalanmaya doğru yol alırlar ve kaçınılmaz son uykusuz geceler kayıp giden zamanlar vs.

İlişkiler, biz olabilmekle ve karşılıklı güvenle özveri ile devamlılık sağlar.

Bencillik, beraberlikleri suya düşen bir sabun misali eritir.

Sevginizin sürekli büyümesi, beslenmesi, hayatın yükü değil, keyfi olabilmesi için; ilişkinize sahip çıkın.

Vakit ayırın, değer verin, önemseyin, az da olsa ruhunu okşayın, dengenizi koruyun.

Yoksa adınız sevgili olmuş, el olmuş, ne fark eder?

Aşk, yalnızlıkla beslenmez. Biz olmanın keyfini tadın!

Kimsenin gönül yıkımının, kimsenin hüznünün ve gözyaşının sebebi olmayın.

Saygı duyun güvenin de ne demek olduğunu öğrenin.

Çünkü sevginin temelidir.

Güven.

Sözünüzün eri olun kısacası bencillikten uzak durup, biz olun .

Nazım Hikmet’in şu şiirini duvarınıza asın.

Aklınıza geldikçe okuyun: Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Bütün iş Tahir’le Zühre olabilmekte yani yürekte…

Sevgilerimle.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz