Avukat Gülsen Tutoğlu

Avukat Gülsen Tutoğlu

TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI NEDİR?

Mülkiyet hakkı , taşınır ve taşınmaz mülkiyeti olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Taşınmaz sahibi, taşınmazını bir başkasına devretmek istediğinde bu devir işlemini resmi şekilde tapu memuru önünde yapması gerekmektedir. Aksi şekilde düzenlenen yani  kanuna aykırı ve usulsüz olarak düzenlendiği iddia edilen tapu kayıtlarının hukuka uygun hale getirilmesi için ise tapu iptal ve tescil davası açılmaktadır. Davacı taraf, açmış olduğu bu davasında kanuna aykırı şekilde oluşturulmuş olan tapu kaydının iptalini mahkemeden talep etmektedir. Davacı tarafın davasını taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde bulunan Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açması gerekmekte olup ayrıca; dava sürecinde ihtiyati tedbir kararı isteyerek dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devredilmemesini de talep edebilmektedir. Söz konusu bu ihtiyati tedbir kararı , dava açılmadan önce talep edilebileceği gibi dava açıldıktan sonra da talep konusu yapılabilmektedir.

Söz konusu tapu iptal ve tescil davası davacı tarafından  ; hukuki ehliyetsizlik nedeniyle , muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) nedeniyle , vekalet görevinin (vekillik yetkisinin) kötüye kullanılması nedeniyle , hata, hile, korkutma gibi irade bozuklukları sebebiyle , ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeniyle , kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik gibi nedenlere dayanılarak açılabilmektedir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayanılarak açılan tapu iptal ve tescil davasında; söz konusu bu sözleşme genellikle mirastan mal kaçırmak amacıyla yapılmaktadır. Bu hususta; ölünceye kadar bakma sözleşmesi , bir taşınmaz malın mülkiyetinin devri karşılığında bir kimsenin, diğer birini ölünceye kadar bakıp  gözetmeyi taahhüt etmiş olduğu  sözleşme demektir.  Miras bırakan ; bu sözleşmeyle  kendi mirasçılarının saklı paylarından daha fazla miras payını istediği herhangi bir kişiye devredebilmektedir. Bu sözleşme sonucunda miras üzerindeki hakkı zedelenen diğer mirasçılar,  bu sözleşmenin iptal edilmesini istiyorlarsa şayet  dava açarak haklarını mahkemede talep konusu yapabilmektedirler. Bu  sözleşmenin tarafları bakım alacaklısı ve bakım borçlusu olup; bakım alacaklısı sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme , bakım borçlusu da  bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girmektedir. Bu nedene dayanarak dava açan kişilerin ; ölünceye kadar bakma sözleşmesinin kötü niyetle yapıldığını , yapılan bu devrin aslında  mirastan mal kaçırmak olduğunu  ispatlayabilmeleri gerekmektedir. Bu durum ispat edilmeye  çalışılırken ; miras bırakanın yaşı,  genel sağlık durumu,  bakıma muhtaç olup olmadığı, elinde bulunan malların miktarı, aile koşulları ve ilişkileri, devir edilen mal miktarının tüm malvarlığı ile kıyaslandığında  makul olup olmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulmaktadır.

Muris muvazaası nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davasında ise ; miras bırakan kişi, vefatından önce bazı taşınmazlarını  tapuda satış göstermek suretiyle fakat bedelsiz olarak mirasçılarından bir tanesine veya mirasçısı dahi olmayan üçüncü bir kişiye devretmektedir. Bu hususta; muris muvazaası, bir kimsenin mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla aslında bağışlamış olduğu taşınmazı tapuda satış olarak göstermesi ya da taşınmazın tapuda gösterilen satış bedeli ile gerçek satış bedeli arasında ciddi bir fark olması durumudur. Yapılan  bu devir , her ne kadar dışarıdan satış gibi gözükse de aslında gerçekte olan malların bağışlanmasıdır. Miras bırakan, bu şekilde  bağışlamak istediği mallarını satış karşılığında devretmiş gibi göstererek mirasçılarının ilerde dava açmasını önlemek istemektedir. Dava sürecinde muris muvazaası sebebiyle tapu satışının iptal edilebilmesi için bu işlemin mal kaçırmak amacıyla yapıldığının , tapudaki satış işleminin aslında bir bağışlama olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir. Muvazaalı işlemin ispat edilme aşamasında ; miras bırakanın devir tarihinde ekonomik ve sosyal durumunun nasıl olduğu,  taşınmazı satma ihtiyacının olup olmadığı, taşınmaz devrinin haklı ve makul bir nedene dayanıp dayanmadığı , taşınmazın satış bedeliyle işlem tarihindeki gerçek değeri arasında fark olup olmadığı ve taşınmazı devralan bu  kişinin alım gücünün olup olmadığı gibi hususlar önem arz etmektedir. Ayrıca söz konusu bu dava , miras bırakanın vefatından önce açılamayacak olup ; ancak miras bırakan öldükten sonra açılabilecektir. 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz