Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK

Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK

TARİHİN FLASH BELLEĞİNDEN

Yıllar önceydi. Şırnak'ta bir karakola yıldırım düşmüş sekiz asker şehit olmuştu. Bizim ‘beşikten’ fizik profesörü Hardal İnönü karakolu ziyaret etmiş ve yaralı askerlere “yıldırım düştü de kaçamadınız mı?” diye sormuştu. İşte bu dallama, hem Prof. hem Başbakan Yardımcısı’ydı. Bir düşünün bizi kimler yönetti yıllarca… Vah benim zavallı milletim.

Ülkemiz öyle garip ve nev’i şahsına münhasır insan ve kuruluşlara sahip ki… Başka yerlerde bulamazsınız. Mesela, her vesile ile ‘hak-hukuk’ ve 'adalet'ten bahseden ChP'nin, eski Adalet Bakanlarından Mehmet Moğultay'ın, görevi sırasında, bakanlığında yaptığı atamalar tartışılınca, 'ben CHP'lileri işe almayacağım da MHP'lileri mi alacağım' demesinin üzerinden neredeyse çeyrek asır geçti.

1993 yılında Sivas’ta ‘Madımak Oteli’ olayı sırasında Refah Partisi’nin Sivas Belediye Başkanı olan, günümüzdeki Saadet Partisi Genel başkanı, Temel Karamollaoğlu, her ChP’liye göre, ‘Sivas Olayları’nın baş sorumlusudur ve ölenlerin katilidir’. Gelin görün ki, günümüze gelindiğinde, nasıl olduysa, hangi rüzgâr nereden estiyse, Temel Karamollaoğlu kendisine ‘katil’ diyen ve yıllarca bu kavramı kullanan CHP ile anlaşıp ortak hareket etmekte ve ‘katillikten’ aklanarak kurtulmaktadır (!).

Bir başkadır benim insanımın bazı cins olanları... Bir ömür boyu Müslüman’ın dinini karalar, kutsal değerlere küfreder, tarihimizle ilgili insanlara yanlış ve yalan bilgiler verir. Sonra da, ölüm yaklaşınca, iş işten geçince ve korku dünyası ruhunu sarınca,bize yanlış aktarıldı’ veya ‘laikliği kurtarmak için Müslümanlığı karaladım’ veya ‘o günkü şartlar öyle gerektiriyordu’ diyerek pişmanlık şovları yap ve kendini affettireceğini san. Sonucu Allah bilir ama zahiren derim ki,bu pişmanlık gösterisiyle affedilme yok… İmamın kayına bindiğiniz anda geri dönüş yok. Artık hesap zamanı”…

Ülkemizde, çok özel makamlarda, çok önemli görevler yapmış bazı insanların mazisi-geçmişi neden net bir şekilde bilinmez ki? Mesela, yıllarca milletvekilliği, bakanlık ve başbakanlık yapmış bir insan olan Bülent Ecevit’in geçmişine bakıyorum da… O kadar birbirine zıt bilgiler var ki… Hangisinin ‘doğru’ hangisinin ‘yanlış’ olduğunu tarihçiler tespit etseler de ortalıkta dolayan rivayetler ve yanlışlar son bulsa… Bir rivayete göre; kendisi Medine Harem Şeyhi Hacı Emin Paşa'nın soyundan… ChP’de milletvekilliği yapmış bir babayla, ressam bir annenin oğludur Ecevit... Anne tarafından dedesi olan Hacı Emin Paşa’dan kendisine yüklü bir miras kaldığı ortaya çıkmıştı. Emin Paşa’nın Medine’deki mirası, Şişli Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından vârislere paylaştırılmış ve annesi Nazlı Ecevit, 1971 yılında vefat ettiği için, onun payı Bülent Ecevit’e intikal etmişti. Bir başka rivayete göre, nam-ı diğer Karaoğlan, Bülent Ecevit,  Zonguldaklı filan değil… O, Ermeni kökenli bir kişidir. Dersim'de ayaklanıp, oradan sürgün edilip, Kastamonu’ya yerleşen, devlete başkaldırmış asilerden Ermeni soylu bir kişidir. Yahudi’yi, Ermeni’yi ve Rum’u allayıp pullayıp adını değiştirip ‘Türk’ yaparak bu ülkenin başına getirdi bu Siyonist Haçlılar… Bir başka rivayete göre, Ecevit’in dedesi, medrese hocası Mustafa Şükrü Efendi, dönemin padişahı Abdülhamit tarafından, 1894 yılında, Meclis-i Tetkitat-ı Şeriyye üyeliğine tayin edildi. Bu meclis dini meseleleri inceleyen bir kurul olup, günümüzdeki ‘Danıştay’ fonksiyonunu görüyordu. Ecevit’in dedesi, dini eğitim kurulları dışında, bir önemli görev daha üstlenmişti. Bu görev, Sultan Abdülhamit döneminde Çin’e yaptığı seyahatti. Bu seyahatin gerekçesi, Batılı işgalcilere karşı başlayan ayaklanmada, (Bokser Ayaklanması) Müslüman Çinlileri uyarmaktı.   Eeeee... Buyurun… Şimdi siz bu bilgilerin hangisine inanacaksınız? Bir bilgi daha… Hanımı da, Selanik kökenli olup, etnik olarak Türk değildir. Asıl adı da ‘Rahşan’ değildir. Asıl adı konusunda da bir ittifak yoktur. Mesela, Sabetaistliğin kurucusu Sabetay Sevi’nin soyundan gelen torunu Ilgaz Zorlu, Rahşan Ecevit’in asıl isminin “ Raşel ” olduğunu ve kendisinin de Sabetayist olduğunu açıkladı. Gelin de çıkın işin içinden…

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz