Uzm. Dr. Bülent Çolak

Uzm. Dr. Bülent Çolak

ÜST GASTROİNTESTİNAL SİSTEM ENDOSKOPİSİ

Merhaba sevgili okurlarım. Bu ay ‘’kimlere üst gastrointestinal sistem endoskopisi yapılması gerekmektedir’’ konusunu irdelemek istedim.

Üst gastrointestinal sistem endoskopisi (yaygın olarak endoskopi terimi olarak halk arasında kullanıldığı için bu bölümde de sadece ‘’endoskopi’’ şeklinde bahsedilecektir) dendiğinde aklımıza, ağız yoluyla, ucunda görüntüleme sistemi olan cihazlarla yapılan görüntüleme gelmelidir. Bu incelemede ağız içerisi, yutak, yemek borusu, mide ve duodenum (oniki parmak barsağı) görüntülenmektedir.

Ağız içerisindeki ülserin, kitlenin  ya da kanama odağının tanısı bu yöntemle konabilmektedir. Aynı zamanda tanısal olarak örnekleme ve tedavi olarak da kanamaya müdahele yapılabilmektedir. Nörolojik sorunları olan hastalarda daha sık görülen ve ağza alınan lokmanın yemek borusuna aktarılmasıdakisorunlarda da endoskopi yapılması gerekmektedir.

Yemek borusunda gıdaların takılma hissi olan hastalara, göğüs kafesinde yanması olan hastalara, midedeki gıdaların tekrar ağza gelmesi şikayeti olan hastalara endoskopi yapılması gerekmektedir. Özellikle gıdaların takılma hissi ( disfaji) olan hastalarda kilo kaybı da olaya eşlik ediyorsa endoskopinin yapılması daha önemli hale gelmektedir. Sebebi açıklanamayan ve kardiyak kökenli olmadığı düşünülen göğüs ağrısında da endoskopi yapılması gerekmektedir.

Midede yanma, ekşime, ağrı, hazımsızlık olan hastalarda kilo kaybı ve anemi de olaya eşlik ediyorsa mutlaka kısa sürede endoskopi yapılması gerekmektedir. Midede yaşayabilen ve toplumumuzda da sık olarak rastlanılan Helicobacterpylori isimli bakterinin varlığı bir dizi hastalıkla ilişkili olabilir. Mide ve duodenum ülseri, kronik gastrit bunlardan en sık olanıdır. İlerleyen dönemlerde mide mukoza kalınlığında azalmaya ve mide kanserine yatkınlık ile ilşkilendirilmektedir. Bu bakterinin varlığı ve midede neden olduğu anormallikler  endosopik yöntem ile ortaya konulabilmektedir.  Bu şekilde başarılı bir şekilde tanısı konularak tedavisi mümkün olmaktadır. Anemi ve kilo kaybı ile beraber olan hazımsızlık durumlarında midenin kötü huylu hastalıkları mutlaka akılda bulundurulmalı ve kısa sürede endoskopi yapılmalıdır.

Gece uyandıran ve sırta vuran ağrısı olan hastalarda duodenum ülseri akla gelmektedir. Özellikle yoğun aspirin ve ağrı kesici ilaç kullanımı olan hastalarda bu şikayetler daha yoğun yaşanmaktadır. Corona virüs pandemisinin yaşandığı şu dönemlerde hastalara yoğun bir şekilde kan sulandırıcı tedavi uygulanmaktadır. Özellikle yaşlı, genel durumu kötü olan, altta hastalığına sekonderçoklu ilaç kullanımı olan hastalarda bu tedavi uygulanırken duodenum ülseri oluşabileceği akılda tutulmalı ve mukoza koruyucu ilaçlarla (proton pompa inhibitörleri) beraber verilmeli yada ilaçlar öncesi yüksek riskli hastalara endoskopi sonrası kansulandırıcı tedavi planlanmalıdır. Aksi takdirde duodenum ya da mide ülserine bağlı  gastrointestinalsistem kanaması kaçınılmaz olmaktadır. Günümüzde sıklıkla görülen çölyak hastalığı tanısı da endoskopi ile konulmaktadır. Hazımsızlık, şişkinlik, gaz, kilo alamama sorunu olan hastalarda ince barsak mukozasının glutene karşı olan duyarlılığının sonucu olarak ortaya çıkan çölyak hastalığı  akla gelmeli ve endoskopi yapılmalıdır.

Ağızdan taze kırmızı kan ya da kahve telvesi şeklinde kan gelmesi durumunda da mutlaka en kısa sürede endoskopi yapılması gerekmektedir. Siroz hastalarında yemek borusundaki varisler patlayarak kanamaya neden olmaktadır. Bunlara da endoskopik olarak müdahale edilebilinmektedir.

Yabancı cisim yutulmasında da tedavi amaçlı olarak endoskopi önerilmektedir. En sık olarak toplu iğne, pil, metal para, protez diş yutulmaktadır.

Bu sayımızda endoskopi yapılması gereken  hastalıkları açıklamaya çalıştım. Yorumlarınızı, istek ve önerilerinizi bekliyorum.

Saygılarımla.

Yorumlar (3)

+ Yorum Yaz