Avukat Gülsen Tutoğlu

Avukat Gülsen Tutoğlu

VASİLİK GÖREVİ HANGİ HALLERDE SONA ERER?

            Mahkeme tarafından atanan vasi, malvarlığı ve kişilik hakları bakımından reşit olmamış küçükler ile kanuni hakları kısıtlanmış kişilerin mal ve kişilik haklarının yönetiminden ve kullanılmasından sorumlu olmakta olup, hukuki işlemlerde bu kişileri temsil etmekle yükümlü olan kişi demektir. Yani, kişiye yaş küçüklüğü veya kısıtlılık halinden ötürü vasi atanabilmektedir. Kısıtlama sebepleri olarak; bir kimsenin akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bulunması, alkol veya uyuşturucu madde gibi bir bağımlığının bulunması veya savurganlık gibi kötü hayat tarzına sahip olması, malvarlığını kötü yönetmesi sebepleriyle kendisine ve ailesine zarar vermesi gibi nedenler gösterilebilmektedir. Yaş küçüklüğü açısından Medeni Kanun hükümlerine göre 18 yaşın altındakiler “küçük” olarak adlandırılmaktadır. Bu hususta velâyet altında bulunmayan 18 yaşından küçük her çocuk vesayet altına alınmaktadır. Vesayet altına alınma hususu kanundan kaynaklanabileceği gibi kişinin kendisi de bazı durumlarda vesayet altına alınmayı talep edebilmektedir. Kişinin kendi isteği ile vesayet altına alınmayı istemesinde , yaşlı olması veyahut sakatlığından ya da ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispatlaması halinde kendisinin kısıtlanmasını mahkemeden talep edebilmektedir. Vesayet ve velayet açısından belirmek gerekir ki her ikisi aynı anlama gelmemektedir. Bu hususta velayet, anne ve babanın söz konusu çocuğun bakım ve eğitiminin sağlanması amacıyla sahip olduğu hak anlamına gelmektedir. Velayet hakkına yalnızca anne ve baba sahip olacağı için; anne ve baba dışındaki kimselerin çocuk hakkında velayet talep etme hakları bulunmamaktadır. Şayet; anne ve baba çocuğun bakımını ihmal ediyor ya da taraflar vefat etmiş ise bu durumda anne ve baba dışındaki kimseler çocuğa vasi olarak atanmalarını talep edebilmektedirler.

            Vesayet davası sonucunda verilen vasilik kararına da itiraz yine mümkündür. Bu hususta mahkeme tarafından verilen vasi atama kararı, vasiye ve ilgililere tebliğ edilmektedir. Vasiliğe atanan kişi, bu durumun kendisine tebliğinden başlayarak on gün içinde vasilikten kaçınma hakkını kullanabilmektedir. Aynı şekilde ilgili olan herkeste, vasinin atandığını öğrendiği günden başlayarak on gün içinde atamanın kanuna aykırı olduğunu ileri sürebilmektedir. Vesayet makamı, vasilikten kaçınma veya itiraz sebebini yerinde görürse yeni bir vasi atamaktadır. Bu süreçte vesayet davasına bakmaya yetkili mahkeme, küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesidir.

Medeni Kanunda altmış yaşını doldurmuş olan kişilerin, bedensel engelleri veya sürekli hastalıkları sebebiyle bu görevi güçlükle yapabilecek olan kişilerin, dörtten çok çocuğun velisi olan kişilerin ve üzerinde vasilik görevi olan kişilerin vasi tayin edildiği takdirde bu görevi kabul etmek durumunda olmayıp vasilikten kaçınma hakkını kullanabilecekleri de hüküm altına alınmıştır. Bu süreçte vasi, vasiliğe engel bir sebebin ortaya çıkması hâlinde görevinden çekilmek zorundadır. Vasi, bir kaçınma sebebi ortaya çıktığı takdirde sürenin bitiminden önce de görevinden alınmasını isteyebilir ancak, önemli sebeplerin varlığı hâlinde görevine devam etmek zorunda olduğu kanunda belirtilmiştir. Yine, vasilik görevi açısından belirtmek gerekir ki vasinin fiil ehliyetini yitirmesi veya ölümüyle ya da vasilik görev süresinin uzatılmadığı durumlarda sürenin dolmasıyla, veyahut vasiliğe engel bir sebebin ortaya çıkması durumunda da vasinin şahsi olarak görevi sona ermektedir. Vasi, görevini ağır surette savsaklar, yetkilerini kötüye kullanır veya güveni sarsıcı davranışlarda bulunur ya da borç ödemede acze düşerse, vesayet makamı tarafından da görevden alınabilmektedir. Yine, vasinin görevini yapmakta yetersizliği sebebiyle vesayet altındaki kişinin menfaatleri tehlikeye düşerse, vesayet makamının kusuru olmasa bile vasiyi görevden alabileceği kanunda belirtilmiştir. Bu süreçte ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi veya her ilgili, vasinin görevden alınmasını isteyebileceği gibi görevden alınmayı gerektiren sebebin varlığını başka bir yoldan öğrenen vesayet makamı da vasiyi re'sen görevden almakla yükümlüdür.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz