Avukat Gülsen Tutoğlu

Avukat Gülsen Tutoğlu

VESAYET DAVASI NEDİR VE HANGİ DURUMLARDA VASİ ATANIR?

Vesayet;  velayet altında bulunmayan küçüğün veya bazı hallerde ergin kişilerin hukuki menfaatlerini korumak için getirilmiş bir kurum olup kanunumuzda vesayet gerektiren haller sayılmıştır. Bunlar; küçüklük, kısıtlama, özgürlüğü bağlayıcı ceza ve kişinin kendi isteği doğrultusunda vesayet altına alınmasını istemesidir. Yani; vesayet altına alınma, kanundan kaynaklanabileceği gibi kişinin kendisi de bazı durumlarda vesayet altına alınmayı talep edebilir. Vesayet altına alınan herkese bir vasi tayin edilir. Kanunumuzda Vasi ile ilgili olarak; vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür şeklinde hüküm kurulmuştur. Kişinin kendi isteği ile vesayet altına alınmayı istemesinde ise; yaşlı olmasından ötürü veyahut sakatlığından ya da ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispatlaması halinde kendisinin kısıtlanmasını mahkemeden talep edebilir.  Küçük ve kısıtlılar için Vasi atanması hususunda Mahkeme kararı olması gereklidir. Kanunumuzda da belirtildiği üzere; Vasi olacak kimsenin, reşit olması, vesayet işlerini görmeye ehil olması ve vesayete engel sebeplerden birine sahip olmaması gereklidir.

Vasi atama sebepleri temelde iki durumda söz konusu olabilmektedir. Bunlardan biri yaş küçüklüğü diğeri ise kısıtlılık halidir.  Kısıtlılık; bir kimsenin akıl hastalığı veya zayıflığının bulunması; alkol veya uyuşturucu madde gibi bir bağımlığının bulunması veya savurgan kötü hayat tarzına sahip olması, malvarlığını kötü yönetmesi sebepleriyle kendisine ve ailesine zarar vermesidir. Bu gibi kişiler hakkında kısıtlılık kararı çıkarılır ve kendilerine vasi tayin edilir. Sayılan sebeplerle gerçekleştirilecek kısıtlama ve vasi tayini noktasında hâkim kısıtlanması talep edilen kişiyi dinleyerek takdir hakkını kullanacaktır. Vasi atanmasını gerektiren bir diğer durum olan Yaş küçüklüğüdür.  Medeni Kanun hükümlerine göre 18 yaşın altındakiler ise “küçük” olarak tanımlanmaktadır. Kanunumuzda erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar denmekte olup bu maddeden,   18 yaşını doldurmuş kişilerin ergin sıfatını kazanacağını anlamaktayız. Bu hususta 18 yaşını doldurmamış olan küçüklerin velisi onların kanuni temsilcisidir. Ancak herhangi bir sebeple velisi bulunmayan küçüklere de vasi atanması gerekmektedir. Vasi atanması için bu hususta Sulh hukuk Mahkemesi’nde vasi tayini talebinizi içerir bir dilekçe ile başvurmanız yeterli olacaktır. Vasiler, vesayeti altındaki kimselerin malları için defter tutar, sulh hâkimine hesap verir ve bu mallar üzerinde, kural olarak tek başına tasarruf edemezler. Vasinin; vasi olarak atandığı kişiyi ilgilendiren hukuki işlemlerde örneğin Taşınmaz alımı, satımı ve rehnedilmesi hususlarında Sulh Hukuk Mahkemesi’nden izin alarak gerekli işlemi yapması gerekmektedir. Vesayet makamı, Sulh Hukuk Mahkemesi olup denetim makamı ise Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bazı işlemlerde Sulh Hukuk Mahkemesi’nin izninden sonra denetim makamı olarak Asliye Hukuk Mahkemesi’nin de izni gereklidir. Örneğin; Vesayet altındaki kişinin evlât edinmesi veya evlât edinilmesi ya da vesayet altındaki kişinin Mirasın kabulü ve mirasın reddi gibi, ölünceye kadar bakma sözleşmelerini yapmasında yani miras hukuku ile ilgili işlemlerde, Sulh Hukuk Mahkemesi’nin izninden sonra denetim makamı olarak Asliye Hukuk Mahkemesi’nin de ayrıca izni gereklidir.

Peki, Vesayet ne zaman sona erer derseniz; Küçük üzerindeki vesayet, onun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erecektir.  Kısıtlılar üzerindeki vesayet ise, yetkili vesayet makamının kararıyla sona erecek olup vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi vesayetin sona ermesine karar verecektir. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden kısıtlanmış olan kişi üzerindeki vesayet,  kısıtlama sebebinin ortadan kalkmış olduğunun resmî sağlık kurulu raporuyla ispatlanması halinde sona erecektir. Kendi isteğiyle kısıtlanmayı isteyen kişi üzerinde ise kısıtlamayı gerektiren sebebin ortadan kalkması halinde vesayet son bulacaktır. Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebepleriyle kısıtlanmış olan kişi hakkında ise en az bir yıldan beri bu sebeplerden biriyle ilgili olarak şikâyet olmaması halinde vesayet son bulacaktır.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz