Gülşah SERT

Gülşah SERT

YANGIN VAR!

AKIL VAR ORTAK DEĞİL

Gaziantep’in iki önemli kurumu var bugün gündemimizde.

 

Tabipler Odası ve Şahinbey Belediyesi... Bu iki güzide kurumun 500 Evler Mahellesi’nde bulunan Tabipler Odası Lokali üzerinden yürüttüğü savaşı duymayan kalmamıştır.

 

Ben kimin haklı kimin haksız olduğu konusunda uzun süredir gelişen olaylara ve yasalara bakarak bir yorum yapmayacağım.

Bu konuda beni ve gördüğüm kadarı ile komuoyunu üzen gerçeklik olayın yaşanış şekli.

Bir tarafta Türkiye’nin en büyük ilçe belediyelerinden bir tanesi. Şahinbey Belediyesi... Diğer yanda Allah yokluklarını göstermesin, canımızı emanet ettiğimiz doktorlarımız. Doktorlarımızın bağlı bulunduğu çok önemli bir sivil toplum örgütü. Tabipler Odası.

Yani Gaziantep’in o çok övündüğü ORTAK AKIL’ı oluşturan akıllardan çok önemli iki tanesi... Tabi ki sözümona...

Her iki tarafın da fazlasıyla akla sahip olduğuna hiç kuşku yok. Ancak görünen o ki, bu akılların ortaklıkla da pek ilişkisi yok.

 

Benim ortağı bulunmayan mütevazı aklımca bu iş yanlış başladı. Yanlış sonuçlandı.

Yasalar karşısında kimin haklı olduğu, mevzuata göre kimin yükümlülüklerini yerine getirmediği falan beni çok ilgilendirmiyor.

Çünkü bazen yasalara ve mevzuata tamamen uygun olan bir konu, akla, mantığa ve özellikle de vicdana uymayabiliyor.

Bu da böyle bir durum. Koskoca belediye, koskoca Tabipler Odası. Bu olay gerçekten de ortak akıl kullanılarak çözülmek istenseydi, her iki tarafı da üzmeyecek bir çözüm bulunabilirdi.

Demek ki bazen ortak ya da bağımsız akıl yetmiyor. Ortak duygulara, ortak vicdana da sahip olmak gerekiyor.

 

Eminim ki Şahinbey Belediyesi isteseydi bu işi koca sağlık camiasını karşısına almadan (En azından önemli bir kısmını karşısına almadan) çözebilirdi. Belediyeye ait hangi mülklerde hangi dernekler var, hangi parkların içinde hangi sivil toplum örgütleri ikamet ediyor biliyoruz. Eğer Şahinbey istese bu meseleyi de bir şekilde çözerdi.

İşin trajikomik yanı ne biliyor musunuz? Şahinbey Belediyesi bu Pazar günü çok güzel bir etkinliğe imza atacak. “Türkiye Kan Bağışı Rekoru”nu kıracak. Ve bu etkinlikte de elbette ki ve doğal olarak doktorlarla, hemşirelerle, sağlıkçılarla ortak çalışacak.

Şimdi bu ironiye baktığımızda başlığa geri dönüyoruz.

Bir akıl ve hatta akıllar var elbette. Ancak ortak değil.

Keşke olabilseydi… Akıllar, duygular ve vicdanlar ortak olabilseydi.

 

 

YANGIN VAR!


Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü’nün pek çok ili kıskandıracak bir İtfaiye Teşkilatı var. Üstelik tesislerde çıkabilecek olası yangınlarda can ve mal kaybı yaşanmaması adına hayata geçirmek üzere olduğu ‘Risk Yönetimi’ projesi ise Türkiye’de ilk ve tek. Projenin detaylarını zamanı gelince sizlerle paylaşacağız şimdi gelelim konuya…

 

Gaziantep OSB’de son zamanlarda fazlaca yangın çıkar oldu.

Yüzlerce sanayi kuruluşunun topluca bulunduğu bir yerde hiç istemesek de, bu tip olaylar yaşanıyor maalesef.

Ancak her olaydan sonra görüyoruz ki tedbirler yetersiz.

Galvaniz fabrikası felaketinde olanları gördük.

Önceki gün bir boya fabrikasında yangın çıktı.

Dün de bir iplik fabrikasında.

Bu yangınlarda itfaiye hep tam zamanında ve süratle olay yerindeydi.

Ancak bu üç olaydan birisi diğerlerinden ayrıldı.

Selçuk Boya Fabrikası yangını... Yangın küçük çaplı olduğu için basında pek yer bulmadı. Bulmadı da, bence asıl yazılması gereken bu yangındı.

Yangın küçüktü çünkü işyeri sahipleri büyük düşünmüştü.

Daha yangın çıkar çıkmaz haberleri olmuş. Bu tip işyerlerinde bulunması gereken teçhizat ve kendi personelleri ile tam zamanında müdahale etmişler ve belki de içi pek çok kimyasalla dolu fabrikalarını çok büyük bir felaketten, sadece sorumluluk bilincine sahip oldukları için, eğitimli oldukları için, hazırlıklı oldukları için kurtarmışlardı.

Selçuk yangınına zamanında kendileri müdahale edecek yeterlilikte olmasalar belki de şimdi felaket haberleri yazıyor olacaktık.

Demek ki bazen ve hatta çoğu zaman felaket değil, tedbirsizlik, eğitimsizlik, bilinçsizlik, ‘Benim başıma gelmez’cilik vuruyor.

 

Bu olaylardan ders alması gerekenler almış mıdır? Milyonlarca dolarlık bir tesisi her tür felakete karşı korumaya yetecek eğitim ve teçhizat kaç kuruştur? Birileri bunları görüp “Hadi gari” diyecek midir?

Bilmem... Diyen kendini, malını, canını ve işçilerini korur... Kenti korur... Milli serveti korur.

 

Umarın herkes bunları seviyordur... Göreceğiz...

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz