Avukat Gülsen Tutoğlu

Avukat Gülsen Tutoğlu

YASAL MİRASÇILIK NEDİR?

Yasal mirasçılık, kanun gereği mirasçı olan kişilerin mirasçılığı demektir. Bu mirasçılık kanun tarafından düzenlendiği için yasal mirasçıların belirlenmesinde miras bırakanın iradesi bulunmamaktadır. Atanmış mirasçılık ise miras bırakanın iradesine dayanarak mirasının bir kısmını veya tamamını bıraktığı kişilerin mirasçılığı demektir. Miras bırakanın yasal mirasçıları içerisinde ilk sırada  mirasbırakanın alt soyu yani çocukları, torunları yer almaktadır. İkinci sırada, miras bırakanın anne ve babası ile bunların altsoyu yani miras bırakanın kardeşleri yer almaktadır. Üçüncü sırada ise; miras bırakanın büyük annesi , büyük babası ve bunların alt soyları yani miras bırakanın amcası, halası, teyzesi, dayısı ve bunların çocukları yer almaktadır. Bu saydığımız yasal mirasçıların , hangi sıraya göre mirasçı olacakları miras bırakanın ölümü anında kimlerin sağ olduğuna göre değişmektedir. Diğer bir değişle; miras bırakanın çocukları sağ ise diğer saydığımız ikinci ve üçüncü sıradaki kişiler mirasçı olamayacaktır. Şayet miras bırakanın çocuğu hiç yoksa ya da çocukları mirası red ediyorlarsa bu durumda miras malı üzerinde; ikinci sıradaki kişiler hak sahibi olacaktır. Devletin mirasçılığı ile ilgili olarak miras bırakanın yasal mirasçısı ve atanmış mirasçısının bulunmaması halinde ise mirası devlete kalacaktır. Keza; bu durum kanunda da mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirasının devlete geçeceği şeklinde hüküm altına alınmıştır. Evlat edinilen çocuğun miras hakkı ile ilgili olarak belirtmek gerekir ki ; miras bırakanın ölüm tarihinde evlat edinilen kişi ile miras bırakan yani evlat edinen kişi  arasında kurulmuş yasal bir evlatlık ilişkisi olması gerekmektedir. Bu hususta evlat edinilen çocukta , evlilik içinde doğan  çocuk ile aynı miras hakkına sahiptir. Ayrıca belirtmek gerekir ki evlatlık, evlat edinenin yasal mirasçısı olduğu halde, evlat edinen evlatlığın yasal mirasçısı değildir. Şöyle ki; evlat edinilen kişinin vefat etmesi halinde mirası kendi kan hısımları ve eşine kalmaktadır.

Evlilik dışında doğan çocuğun mirasçılığı ile ilgili olarak ise;  mirası bırakacak olan kişinin evlilik dışı çocuğu tanıması ya da babalık davası ile evlilik dışı çocuğa soy bağı kurulması sonucu olmaktadır. Babalık davası denilen davada ,  baba ile evlilik dışı doğan çocuk arasındaki soy bağının hukuki anlamda kurulmasına mahkemece karar verilmektedir. Söz konusu bu davada anne ve çocuk davacı taraf olurken;  baba olduğu iddia edilen kişi  bu davada davalı  tarafta yer almaktadır. Davanın sonucunda  dava kabul edilirse yani baba olduğu iddia edilen kişinin çocukla arasındaki soy bağı kurulursa; çocuk babasına mirasçı olacaktır. Lakin açılan babalık davası ret edilirse çocuk babasına mirasçı olamayacaktır. Tanıma denilen hususta baba, nüfus memurunaveya mahkemeye yazılı başvuru ya da vasiyetnamesinde yapacağı beyanla çocuğun kendisinin olduğunu  bildirmektedir . Bunun üzerine ; beyanda bulunulan nüfus memuru, sulh hâkimi, noter veya vasiyetnameyi açan hâkim, tanımayı babanın ve çocuğun kayıtlı bulunduğu nüfus memurluklarına bildirir. Bu şekilde soy bağı kurulanlar birbirlerine mirasçı olabilmektedirler.

Miras bırakanın ölümünün ardından tarafınıza düşen miras payının ne olduğunu öğrenmek istemeniz ya da mirasçı olarak ortadaki miras malında hakkınızın olduğunu iddia edebilmeniz açısından mirasçılık belgesi almanız gerekmektedir. Söz konusu bu mirasçılık belgesinde sizinle ve varsa diğer mirasçıların isimleri, miras payları da yazdığından ötürü mirasçılık belgenizin elinizde olması ortadaki miras malı ile ilgili olarak ileri süreceğiniz talepler açısından önem arz etmektedir. 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz