UMRE’DEN KALANLAR

Umre, genel manada hac günleri dışında İhramlı bir şekilde Kabe’yi tavaf edip, Safa ile Merve tepeleri arasında yedi yürüyüş yapıp ve tıraş olarak ihramdan çıkılarak tamamlanan sünnet bir ibadettir. Peygamber Efendimiz bu ibadeti defalarca gerçekleştirmiştir.
Umre ibadeti, insanın iman duygularını artıran, kardeşlik buluşmalarına vesile olan uluslararası bir ibadettir. Dünyanın dört bir yanından gelen müminler, aynı duygu, düşünce ve amaçlarla yan yana saf tutmaktadırlar. Umre ibadeti, Mekke ve Medine’de bulunan ziyaretlerle, sadakalarla, tavaf ve hatimlerle insanın hayatına bereket katar. Yani umre nereden bakılırsa bakılsın, insanın benliğini imar eden, nefsini terbiye eden ve tarihe yürüyüş olan mübarek bir seferdir.
Geçtiğimiz günlerde bu mübarek sefer bizlere de nasip oldu. Tatlı bir heyecanla başlayan yolculuğumuzun ilk durağı Medine oldu. Yıllarca özlemini çektiğimiz Mescidi Nebi’de namaz kıldık. Hz. Peygamber Efendimizin mübarek kabrini ziyaret ederek, huzur ve haya dolu nefeslerle selam verdik. Üzerimize aldığımız emanet selamları, sahibine ulaştırmaya gayret ettik. Onbinlerce sahabinin misafir olduğu Cennetu-l Baki kabristanını ziyaret ederek dualarda bulunduk. Uhud şehitlerini ziyaret ederek, Hz. Hamza ve Hz. Musab bin Umeyr gibi şehitlerimize selam verdik. Anadolumuzda şehit düşen kardeşlerimizi, şehitlerin efendisinin yanında hatırlayarak, gönülden selam ve dualarımızı arzettik.
Umremizin ikinci durağı Mekke oldu. Mekke vahyin merkezi, Beytullahın ev sahibi ve Yüce Allahın harem kıldığı kutsal ve bereketli topraklardır. Hz. Peygamber efendimizin doğum yeridir. Üzerimize aldığımız ihram kıyafetlerimizle herkes, dünyevi kimliklerini bir kenara bırakarak tarağın dişleri gibi eşit oldu. Lebbeyk nidalarıyla inleyen gönüller ve diller, Beytullaha kavuşmak için nefesleri kesilir oldu sanki. Kabeyi ilk gördüğün anda yapılan duaların kabul olunduğu bilinci ve müjdesiyle yıllarca biriktirilen arzular, Kabenin rabbine samimi eller ve dillerle arz edildi. Dualarla, sadakalarla, zikirlerle dolu dolu geçen onbeş gün bitmek üzereydi. Tekrar kavuşmak adına yapılan veda tavafları, son gözyaşı damlalarını da beraberinde yanaklara taşıdı. Aşkla çıkılan kutlu yolculuğumuz, bir başka mevsimde kavuşma arzusuyla noktalanmış oldu... “İMKANI OLDUĞU HALDE BENİ ZİYARET ETMEYEN BANA EZİYET ETMİŞ OLUR” buyuran Peygamber Efendimize gidemeyen kardeşlerimize nasip olması duamız ve ümidimizle...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zekeriya Özalp - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Telgraf Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Telgraf Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Telgraf Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Telgraf Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.