Bu şehre borcumuz var

İş yaşamındaki tecrübesi kadar sivil toplum yaşamında da uzun yıllardır şehre hizmet veren Beyhan Hıdıroğlu tam bir Gaziantep aşığı.

Ticaret Odasına Başkan olarak seçilmesini de buna bağlıyor ve “Bu şehre borcumuz var. Bu da Gaziantep’e olan borcumun bir parçası” diyor.

“İşimi ve şehrimi çok seviyorum. Bu şehre borcum var. Aslında hepimizin bu şehre borcu var. Nesillerdir bu şehrin ekmeğini yiyor, suyunu içiyoruz. Bu amaçla yaşadığım eski mahalledeki bir evi alıp restore ettirdim. Şehrime, mahalleme, sokağıma borcum var diye düşündüm. Bu şehrin ileri gelenleri, şehrin zenginleri de bir vesile bulup değerlerimize sahip çıkmalı. Burada üstlenmiş olduğum görevde aslında bu borcun bir parçası. Çünkü bu şehir bizi büyüttü, yetiştirdi. Şimdi bize görev verildiğinde gereğini yapmak ve şehrimizi büyütmek için var gücümüzle çalışmak boynumuzun borcu.”

Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Beyhan Hıdıroğlu, daha ilkokul yıllarında iş yaşamıyla tanışmış ve babasının beyaz eşya mağazasında çıraklıkla başlayıp bugünlere gelmiş başarılı bir işadamı.

14 yaşındayken babasını kaybeden Beyhan Hıdıroğlu, başka erkek kardeşinin de olmamasından dolayı okulu bırakmak zorunda kalmış ve iş hayatına yoğunlaşmış.

Daha 14 yaşında dayısının oğlu ile Geylani Elektrik şirketini kuran Hıdıroğlu, zaman içerisinde şirketini büyüterek Geylani Elektrik’i sektörünün sayılı firmalarından biri haline getirmiş.

İş yaşamındaki tecrübesi kadar sivil toplum yaşamında da uzun yıllardır şehre hizmet veren Beyhan Hıdıroğlu tam bir Gaziantep aşığı.

Ticaret Odasına Başkan olarak seçilmesini de buna bağlıyor ve “Bu şehre borcumuz var. Bu da Gaziantep’e olan borcumun bir parçası” diyor.

“Bize görev yapılacak derler, biz de gelir yaparız” diyen Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Beyhan Hıdıroğlu, amaçlarının şehre ve ülkeye hizmet etmek olduğunu belirtiyor.

Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Beyhan Hıdıroğlu, dünden bugüne iş yaşamını, gündeme dair öngörülerini, Ticaret Odasındaki proje ve hedeflerini anlatıyor.

İş yaşamıyla ilk ne zaman tanıştınız?

5-6 yaşından buyana çalışan bir insanım. 6 yaşında ilkokul bire giderken önce okula, oradan Eyüpoğlu Mahallesinden dükkana çalışamaya giderdim. Gaziler Caddesinde Zeyneller Mağazası bizimdi.

Çocukluk yıllarımda işinin ehli ustalar vardı. Dikiş makinaları bize demonte gelirdi. Biz dükkanda makinaları ayağa kaldırırdık, yani montajını yapardık. Her ayağa kaldırdığım makine için 25 kuruş para alırdım. Dikiş makinesi sandıklı geldiğinde bazen ayağı kırık çıkardı. O zaman demir kasa ustaları vardı. Bir defasında kırık olan ayağı kaynak yaptırmak için ustaya götürdüm. “Oğlum olmaz bu” dedi. Ben de “Sen yap amca” dedim. Yine olmaz deyince “Sen yap ne yapacaksın” dedim. Kızdı bu sefer, “Oğlum bu pik, bu demir. Bunlar birbirine kaynak olmaz” dedi. Epey bir kızdı ama o zamanlar gerçekten mesleğe hakim, işini iyi bilen, mesleğine saygılı insanlar vardı. Demir kaynağının döküm kaynakla yapıldığında üç gün sonra onun kopacağını biliyordu ve ısrar etsem de yapmadı”

Profesyonel anlamda iş yaşamınız ne zaman başladı?

1979 yılında babamın vefatı ile işleri devralmak zorunda kaldım. Geylani Elektrik Mühendislik Proje ve Taahhütlük firmasının işlerini devraldığımda daha 14 yaşındaydım. Tabii daha önce bir yıl kadar beyaz eşya üzerine deneyimimizde olmuştu. Orada da bir yıl kadar çalışmıştım. Keşke okuma imkanlarını kullanabilseydik ama babamın vefatı ile okuldan ayrılıp Elektrik Mühendisi olan dayım Mehmet Geylani ile Karagöz Caddesinde ticarete birebir başlamış oldum. İlk olarak Karagöz Caddesinde başladık, daha sonra eski Yimpaş mağazasının olduğu yere taşındık, 2006 yılında da organize sanayi bölgesine geldik. 2000 yılında da fiilen yönetim kurulu başkanı oldum.

Geylani Elektrik şu an kendi sektörünün neresinde?

Zannediyorum Türkiye’deki 30 firmanın arasındadır. Gaziantep’te de zaten bu sektörde söz sahibi olan 2-3 firma var. Onlardan biri de Geylani Elektrik firmasıdır. Mühendislik firması olmamızın yanında üretim, taahhüt, ticaret ve ihracat yapıyoruz. Yaklaşık 10 yıldır organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteriyoruz.

Gaziantep Ticaret Odası’nda daha önceki yönetimin istifası, kayyum süreci ve ardından gerçekleştirilen seçimlerle birlikte zor bir dönemde ticaret odası başkanlığına seçildiniz. Başkanlığa aday olmaya nasıl karar verdiniz? Bu süreçte neler yaşadınız?

Öncelikle bize “görev yapılacak” derler, biz de gelir yaparız. Bir önceki dönemde, 2009 yılında meclise girmiştik. Bu da meclisteki ikinci dönemimiz. Tabii bu süreçte 15 Temmuz darbe girişimi, arkasından odadaki soruşturma süreci, istifalar ve kayyım sürecinin ardından yeni bir yönetim için geçtiğimiz yıl Aralık ayında seçim yapıldı. Tabii biz görev insanlarıyız. Bir defa şehrimizi, ülkemizi seviyoruz. Bu şehrin değerlerinin, bu şehrin kültürünün bir parçasıyım ben. Bu şehrin hep içindeyim. 55 yaşındayım ve 40 yıldır sanayi ve ticaretin içindeyim… Tabii bize de böyle bir teklif geldi. Başkanlık seçimi için aday olmamı istediler. İşin ilginç tarafı ise bende seçim komitesindeydim. İki üç tane adayımız vardı ve o adayları seçecek kurulun içindeydim. Tam son gün ““sen aday olmalısın” dediler. Üçüncü oturumdu sanırım, aday belirlemek için gelmiştik ama aday olmam gerektiği yönünde taleplerini dile getirdiler. Aday seçmeye giderken bir anda başkan adayı oldum. Böyle bir göreve beni layık görmelerinden dolayı teşekkür ettim.

Aday belirleyen konumdan teklif üzerine aday konumuna geldiniz…

Aynen dediğiniz gibi… Tabii bu bir sorumluluktu. Aile büyüklerimle konuştuk, istişare ettik. Uygun olduğunu, bu dönem bu görevin yapılması gerektiği konusunda mutabık olduk. Bismillah deyip yola çıktık. Zaten ailemizin geçmişte STK, oda kültürü var. Mustafa Geylani Bey’in odada 40 yıla yakın yöneticiliği var. Onun ve ailemizin tecrübelerinden de istifade ederek çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Oda yaşanan gelişmelerin ardından tüm sıkıntılar atlatıldı diyebilir miyiz?

Çok sıkıntılı bir dönemden geçildi ama inşallah biz o sıkıntılı dönemleri tümüyle atlattık. Biz işimize bakıyoruz, odamızı yönetiyoruz. Burada çalışan arkadaşlarımızın kurum kültürü, aidiyet kültürü oluşsun diye birlikte güzel çalışmalar yapıyoruz. Ticaret erbabımızı, üreticimize yeni neler katabiliriz diye paylaşımlarda bulunuyoruz.

Peki böylesi bir dönemde sorumluluk almakta tereddüt yaşamadınız mı?

İnanın ben buraya gelirken “bu süreçte böyle bir görev yapılır mı, bunun zamanı mı” gibi düşüncelerin kapağını bile kaldırmadım. Neden bu düşüncelere kapılmadım? Çünkü biz işten korkmayız, iş bizi korkutmaz. Bizi korkutan şeyler çok daha başka şeylerdir. Dediğim gibi zaten ben 40 yıldır çarşıdayım, sokaktayım, üretiyorum, çalışıyorum. Zaten ticaretin içindeyim. Dolayısıyla iş bizim için bir külfet, korkulacak bir şey değil. Biz dedikodudan korkarız, aslı olmayan şeylerden korkarız.

Bundan sonra seçim takvimi nasıl?

Normal takvim işlerse Kasım ayında odamızda seçimler olacak. Tabii bir erteleme kararı olmazsa.

Seçimlere kadar yaklaşık bir yıl kadar görev yapmış olacaksınız. Kendinize bu süreçte nasıl bir misyon belirlediniz?

Tabii göreve gelmeden öncede meclisteydim. Konuların çok içinde değildim ama çok dışında da değildim. Göreve başlamamızla birlikte bizim öncelikli misyonumuz ticaret odamızın şehrimizdeki itibarını arttırmak üzerine odaklanmak oldu. Gaziantep Ticaret Odası bu şehrin en güzide, en çok üyesi olan ve en saygın kurumlarından bir tanesidir. Bize düşen de görev süremiz boyunca üzerimize düşen vazifeleri en iyi şekilde yerine getirip, bayrağı en yukarıda tutmaktır.

YATIRIM YAPACAK ALANIMIZ YOK

Şehirde sanayi alanlarında yetersizlik var, yatırım yapacak alanımız yok. Bugün Bursa’da 30-40 tane sanayi sitesinden bahsediliyorsa, Konya’da 20 tane sanayi sitesinden bahsediliyorsa Gaziantep’te neden birkaç tane sanayi bölgesinden bahsedilsin. İhracatta, üretimde geldiğimiz noktayla hep övünüyoruz ama yarın bana 20 tane yatırımcı gelse, “2’şer bin, 3’er bin metrekare alan istiyoruz, 3 aya kadarda makinamızı getireceğiz, pazarım hazır, müşterim hazır” deseler maalesef böyle bir alanım yok. Ne rezerv alanım var, ne kullanılabilir boş alanım var, ne arsam var.

  1. Organize açılalı çok fazla olmadı ama anlaşılan hızlı bir şekilde doldu. 6. organize için çalışmalar sürüyor, orası bir çözüm olabilir mi?
  2. Organize Polateli’nde, biraz Gaziantep’ten uzak. Tabii orası için de konuşuyoruz ama daha hiçbir şey hazır değil. Elektrik altyapısı ihale edilmiş durumda, bugün için tamam deseler ancak elektriğini en az bir yılda tamamlayabilirsiniz. Bakın Havaalanı Organize Sanayi Bölgesi’nde yıllar geçmesine rağmen öğlen vakti gidin bir dürümcü bile belki bulamayabilirsin, ya da küçük bir torna işiniz olsun tornacı bulamayabilirsin, bunun için şehre gelmek zorundasın. Bir sanayi tesisi kurmak için yola çıkıyorsunuz ama bu 3 senede 5 senede oluşmuyor. Gaziantep Organize Sanayi Bölgesinin temelleri 1969’da atıldı, 2000’lerden sonra organize sanayi harekete geçti. Bu nedenle Gaziantep’in kullanılabilir alanlarının biraz daha önünün açılması lazım. Konut alanı belki daha kolay açılabiliyor ama sanayi alanı istediğimizde bu kolay olmuyor. Ya da sanayici istediği büyüklükte üretim yapacak alan bulamıyor. Daha küçük bir alana razı olmak zorunda kalıyor. Halbuki sanayicinin önü açık olmalı ki istediği üretimi rahatlıkla yapabilesin. İstiyoruz ki şehirde yeni sanayi tesisleri, yeni sanayi bölgeleri olsun. En başta da şehirde bin metrekarelik, 2 bin metrekarelik işyerlerine ihtiyaç var. Ve yoğun bir şekilde ihtiyaç var.

“GAZİANTEP KENDİ HALLEDER” DİYE BAKILIYOR

Gaziantep’te 2-2,5 milyon nüfustan bahsediyoruz. Gaziantep Güneydoğu’nun merkezi diyoruz, şu kadar ihracat yapıyoruz diyoruz ama bunu geliştirmek için ne kadar çaba gösteriyoruz. Şehirde altyapı ne kadar gelişti. Bu şehre bir misyon yüklüyorsunuz ama bu şehir bütün imkanlarını kendi oluşturuyor. Gaziantep ile ilgili böyle bir algı oluşmuş. Örneğin Ankara’dan bir Müsteşar ya da Bakan ile görüşüp, şehirle ilgili şöyle bir sorunumuz var dediğinizde “Siz Anteplisiniz, siz halledersiniz” diyorlar. Biz de “Tamam daha önceden hep kendimiz başarmışız, sorunlarımızı büyük oranda kendimiz çözmüşüz, bir güven var ama biraz da siz destek olsanız” dediğimizde yine “Siz halledersiniz, sizin böyle bir yetiniz var” diyorlar. Tamam doğru böyle bir gücümüz var ama bu başarı teşvik edilmek yerine neden kendi halimize bırakılıyoruz.

CESUR TÜCCAR KAZANIR

“Rızkın onda dokuzu ticarette, ticaretin de onda dokuzu cesarettedir” diyor, Peygamber Efendimiz. Cesur tüccar kazanır. Aptal tüccar değil bakın. Cesaretle aptallık birbirine çok yakındır. Cesarette başka şeyler var. Aptallıkta başka şeyler var. Tabii toplumumuzda şöyle bir durumda söz konusu; bir iş yapacak olsanız 100 kişiden 95’i bu işi yapma batarsın, zarar edersin der. Ama 100 kişiden 95’inin çok iyi, yaparsın, kazanırsın dediğini duymadım.

Toplum olarak karamsarlıklarımız çok fazla, bu bakış açımızı pozitif yönde değiştirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

KARKAMIŞ SINIR KAPISINA SERBEST BÖLGE YAPILABİLİR

Cerablus’a açılan kapımız olan Karkamış sınır kapısında bir iyileştirme yapılıyor. Orada günlük 300-400 tırın giriş çıkış yaptığından bahsediliyor. Tabii yakın zamana kadar orası kullanılmayan bir kapıydı. Şimdi günlük 300-400 aracın girip çıkması demek orada yeni ticaret imkanları anlamına geliyor. Bu ticaretin şehre ivme katması anlamında inşallah yakın zamanda gümrük sahası devreye girerse, taleplerimizi de ilettik, ileride şehirde belki bir ihtimal üzerinden konuşacak olursak, buraya bir serbest bölge kurulabilir düşüncesindeyiz. Görüşmelerimizi sürdürüyoruz, benzer örnekleri inceliyoruz. Bu imkanlar daha önce bazı sınır şehirlerinde sağlanmıştı. Örneğin Van’ın böyle bir imkanı vardı.

Suriye’deki kaosun bitmesiyle ilgili tünelin sonunda bir ışık görüyor musunuz?

“Mısır’da, Tunus’ta, Libya’da yaşananlar inşallah Suriye’de olmaz. Çünkü Suriye bunların hiç birine benzemez” diyorduk. Öyle de oldu. Suriye bunların hiçbirine benzemedi. Oradaki fırtınalar 6 ayda bir senede biterken buradaki fırtına 6 yıldır devam ediyor. Tabii Suriye’yi biraz kendi haline bıraksalar burada da problemler bu kadar uzamadan çözülecekti. Fakat Rusya’nın koşulsuz bir şekilde ısrarla Eset’in arkasında durması süreci çok başka yerlere götürdü. Suriye’nin kuzeyinden bir koridor açmak isteyen Amerika’nın PYD terör örgütüne desteği, bunu gören diğer devletlerin Çin’de dahil bu işin içine girmesi bölgeyi bir çıkmaza sürükledi. Suriye bizim zaten en uzun sınırımızın olduğu coğrafya. Biz istemesek de zaten içindeyiz. O yüzden Fırat Kalkanı operasyonu gerçekleştirildi ve bu operasyonlar bir gereklilikti.

Bizim bu konuların dışındayız deme gibi bir şansımız olmadı, olamaz da zaten. Dünya tarihine baktığımızda savaşlar en fazla 5 yıl sürmüş. Bu o standartları biraz bozdu. Aslında herkes yoruldu, herkes bitsin istiyor. Maalesef bu coğrafya dünyada üretilen yeni bombaların, silahların, yeni stratejilerin deneme sahası oldu. Tabii dileğimiz Suriye’de suların bir ana önce durulması. İnsanların evlerine, yuvalarına kavuşmaları, huzurun hakim olması ama tünelin sonunda ışığı görmek şu an çok zor. Tam bitti dediğinizde yeniden başlıyor. Öngörmek güç ama umut her zaman var.

Ticaret odasına kayıtlı şu an kaç Suriyeli üyeniz var?

Yaklaşık 1000 üyemiz var ve bu çok ciddi bir rakam. 17 bin üyemizden bin tanesi Suriyeli. Bazı sektörlerde, özellikle ayakkabı, terlik sektöründe Suriyeliler ciddi bir potansiyel. Bu sektörde şehre önemli bir değer katıyorlar. Bunun dışında her sektörde varlar.

“BAŞKAN SOKAKTA İNSAN YOK!”

Geçenlerde hizmet sektörüne yatırım yapmayı düşünen zincir bir firmanın sahibine Gaziantep’i gezdirdik. Bir şehir turu yaptık. Turumuz bittikten sonra “Başkan ben hizmet sektörüne gireceğim ama sokaklarda insan yok” dedi. Bende “Burada sokakta insan olmaz” dedim. “Nasıl olmaz Başkan” dedi. “Burada herkesin işi var. Burada sokakta adam göremezsin. Burada öyle elini cebine koyup da keyfine gezen adam bulamazsın. Gördüklerin de hızlı yürür. O da işine yetiştirmenin peşindedir” dedim. Şaşırdı ve “Nasıl olur” dedi. “Bu şehrin böyle bir dinamiği var. Ama dışarıdan gelenlere garip geliyor” diye cevap verdim. Evet Gaziantep iş odaklı, çalışan, üreten bir şehir. Gezen insan bulamazsınız. Buradaki insan gündüz vakti bir kafeye girse bile bir bardak çay içer gider. Saatlerce boş boş oturamaz. Bu şehre gelen de o kültürü alır, boş duramaz. İnsanlar birbirini etkiliyor. İnsanlar kafede, pastanede oturduklarında bile iş konuşuyor. Ne üretelim, ne satalım diye konuşuluyor. Alma satma işi Gaziantep’te 15 yaşında başlar ölünceye kadar devam eder.

TİCARETİMİZ İYİ AMA KAR MARJIMIZ DÜŞÜK

Ticaretimiz, ihracatımız yukarıda. Organize sanayi bölgesinin içindeyim, bütün fabrikalar çalışıyor, elektrik tüketimimiz artıyor. Son 6 aydır ülkemizin kredi kullanım imkanlarını nerelere getirdik. Herkes işletmesine bir şeyler katsın, üretim yapsın, üretici ivme kazansın diye. Bizim şikâyetimiz üretimle, ihracatla ilgili değil. Bizim, sanayicimizin, üreticimizin, tüccarımızın şikayeti karlılıkla ilgili. Karlılıklarımız düştü. Tabii dünya müthiş rekabetçi oldu. Bir de biz rekabeti sadece fiyat üzerinden yapınca haliyle kar marjları en alt seviyelere dayandı. Biz en kolay olan fiyatta rekabeti öne çıkardığımız için pazarda elimizi güçlü tutamıyoruz. Halbuki çok fazla argümanımız var. Fiyat dışında kullanmamız gereken enstrümanların hiç birini kullanmıyoruz. Ya da dediğim gibi en kolay olanını tercih ediyoruz. Teknoloji, garanti, hız, servis hizmeti gibi ürüne değer katan enstrümanları neredeyse hiç kullanmıyoruz. Ya da en son kullanıyoruz. Gaziantep’te bizim ticaretimizden değil de fiyat kırma hat safhada olduğu için karlılıktan şikayetimiz söz konusu.

Sizce 2017 yılını Gaziantep ihracatta nasıl kapatır?

Geçen yılın yüzde 5 önünde gidiyoruz. Tahminimce yüzde 7’ler seviyesine kadar artacağını ve geçen yıla oranla daha yukarılarda kapatacağımızı düşünüyorum. Tabii konjonktüre bağlı etkenler olumsuz gelişmezse…

Eğitimde 73, sosyoekonomik yapıda 60’ıncı sıradayız. Ama ticareti, ihracatı konuştuğumuzda ihracatta 5’inci sıradayız diyoruz. Gayrisafi milli hasılada 10’uncu şehiriz. Ama eğitim, kültür, altyapı konusunda çok daha gerilerdeyiz. Şehrin kültür seviyesini yukarı çekemediğimiz için sosyal ve kültürel mekanları da oluşturamadık.

İstihdam seferberliğine Gaziantep iş dünyasından destek nasıl?

Hedeflerimizi çok şükür tutturduk. Mahcup olmadık. Yüzde 5 artıracağız diye bir söz vermiştik. Şu anda yüzde 5’in de önündeyiz.

Bir dizi hadisenin ardından taşın altına elinizi koydunuz, kendi ifadenizle görev verilirse sorgulamadan yaparız dediniz ve bu kadar emeğin ardından takvim değişmezse Kasım ayında oda seçimleri yapılacak ve siz yine aday olacak mısınız?

Tabii bu bir ekip işi. Ben tek başıma değilim ve zaten buraya tek başıma da gelmedim, bir ekiple geldim. Eğer yarın yine yola çıkacaksak birlikte çıkmamız gerekiyor. Eğer arkadaşlarımız da başkanlığın uygun olacağı, yola devam edeceğimiz kanaati oluşursa zaten buradayız. Çekinecek hiçbir şeyimiz de yok. Yolumuza devam edelim denirse devam ederiz. “Yok biz görevimizi yerine getirdik, buraya kadar” denilirse noktayı koyarız. Her halükarda bu memlekete hizmet etmek bizim için büyük bir şereftir.

Beyhan Hıdıroğlu

1963 yılında Gaziantep'te doğdu. İlk ve orta eğitimini tamamladıktan sonra 1976 yılında ticari hayatına bir aile şirketinde, beyaz eşya sektöründe başladı.

1979 yılında ise Geylani Elektrik firmasını kurdu. 37 yıldır enerji sektöründe bulunan Geylani Elektrik Mühendislik Proje ve Taahhütlük firmasının, 12 yıldır yönetim kurulu başkanlığını yapmaktadır.

2012 yılında Gaziantep'in tarihi değerlerine sahip çıkmak ve kültür mirasının sürdürülmesi adına bir restorasyon projesini tamamlamış, ikincisini ise halen devam ettirmektedir.

2009 yılında Gaziantep Ticaret Odası Meclis Üyeliği'ne seçilmiş, bu süreçte GTO komisyon ve komitelerinde görev yapmaya devam etmiştir. 2016 Aralık ayında gerçekleştirilen seçimde GTO Yönetim Kurulu Başkanı olarak seçilmiştir.

29 Haz 2017 - 09:36 -

Mahreç  Telgrafhaber Merkezi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Telgraf Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Telgraf Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Telgraf Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Telgraf Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.